<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654</id><updated>2012-02-11T20:10:38.030-08:00</updated><title type='text'>AYŞE'NİN BAVULU</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-4446540222905768507</id><published>2011-12-24T03:30:00.000-08:00</published><updated>2011-12-24T03:30:07.663-08:00</updated><title type='text'>Çiftler sosyalleşirken çimenler ezilir...</title><content type='html'>Hayatımda çok çalışıp aşka az kafa yorduğum, ilişkilerle ilgili analizler yapamadan akşam 10 da ağzımdan salya akarak uyuduğum bi dönemdeyim. Ama huzurluyum, mutluyum çok şükür. Sadece uzun zamandır aklımı kurcalayan bi konuda yeni yazma fırsatı bulabildim ve sizleri neden bundan mahrum bırakayım dedim.&amp;nbsp;Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi, size bugün sosyalleşmeye çalıştıkça derbeder olan&amp;nbsp;çiftlerden bahsedicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ilişkinin kuluçka evresinde kimseye ihtiyacınız yoktur; onu bol bol düşünüp, yumurta gibi kıçınızın altında ısıtıp, kendinizi yükseltip, şarkılar dinleyip, mutlu mesut yaşarsınız. Sonra aaa bi bakmışsınız kendinizden tahriklenip adama iyice aşık olmuşsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ikinci evreye geçilir; öyle iyi anlaşıyoruzkiler, dünyada sadece ikimiz kalsak sıkılmayızlar, biz mutluyuz ya bizden sonra tufan demeler falan filan...Böylece yaşanan ilüzyonun etrafına yavaş yavaş koza örülmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından 3. evre gelir; elele sokağa takdim, en yakın arkadaşlarla tanıştırmalar, onunkilerle tanışmalar...Ay nasıl heyecanlanır insan, nolur onu çok sevsin bizimkiler, nolur çok güzel sohbet etsinler, birbirlerini çok sevsinler, hatta bizim apartmanda hep beraber yaşayalım. Bir de karşı tarafın arkadaşları vardır tabi, onun içinde çeşitli dilekler sıralanır; nolur arkadaşları kekomançi tipler olmasın, gerzek espriler yapmasın (ki bu mümkün değildir), ağzıyla içsin, eli yüzü düzgün olsun ki bizim bekar kızlara refere edilebilsin....bu liste böyle uzar gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu dileklerin çoğu maalesef tutmaz. Hele şu zamanda, sosyalleşirken bir akşamı kazasız belasız atlatan çiftler hemen evlenndirme dairesine koşmalıdır bence. Çünkü gerçekten birlikte sosyalleşebilmek bir san'art'tır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu zorlaştıran şey elbette egolarımızdır. Özellikle bir erkeği bir yere gitmeye ikna etmek çok zordur, gerçekten sabır ister, ama Derya Tuna'nın da dediği gibi; "Tekkeyi bekleyen çorbayı içer." &lt;br /&gt;Sevgilisiyle bir yere giderken mücbir sebepleri bile hesap eder insanoğlu; "Barbaros Bulvarı'ndan gidersek&amp;nbsp;heyelan olur mu, Beşiktaş trafiğine girmeyip vapurla mı geçsek, o zamanda yolda çok üşür kakası gelirse erken kalkalım der mi, ordaki insanları sever mi, sevipte sessiz mi kalır, çok sevip hiç mi susmaz, yemekleri beğenir mi, yoksa aç kaldım burda diye dırtlanır mı, manzaraya arkası dönük oturursa daralır mı filan filan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cuma gecesi atomu parçalamaya değil, Beyoğlu'na rakı içmeye gittiğiniz sevgilinizle ibb trafiğe bakmadan, ruh halini tartmadan, stresini öngörmeden lütfen yola çıkmayın. Çıkarsanız da 6 yaşında çocuğun bile gülmiyceği esprilerine Ahahahah diye görkemli kahkahalarla&amp;nbsp;katılın&amp;nbsp;ki kendini çok komik sanıp rahatlasın ya da hava güzel yarın sen motorla gez istersen diyerek özgürlük alanlarını vurgulayın ki; o da kendini yollarda yalnız bir ruh, bir hayalet süvari sansın ve "tabi yaa benim bambaşka bir hayatım var sadece bir çift olmaktan ibaret değilim bu hayatta desin. Ama en güzeli şudur; diyelim arkadaşlarınızla bir yemek yiyip, topluca sosyalleşmeyi, zevzek esprilere, iddialaşmalara prim vermeden sohbet etmeyi başararak evinize döndünüz, döndükten 2 saat sonra; "Ay Özge'yle kocası mesaj attı şimdi, sana baağğyılmışlaar, illa birlikte bayram tatili yapalım diyolar" diye hiç olmayan bir mesaj üzerine şizofrenik planlar yapın ki; olası bir tatili aylar önceden garantileyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha derseniz ki; bu ne kardeşim yalan dolan Muhteşem Yüzyıl entrikalarıyla bi adamı evden çıkarıcağıma hiç çıkmam daha iyi! Çıkma o zaman, otur canım benim, Beyaz Show'u izle, Latif Doğan'ı izle, Bugün Ne Giysem'i izle sana aktivite mi yok, hem de trafikte bi araba daha eksilmiş olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-4446540222905768507?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/4446540222905768507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/12/ciftler-sosyallesirken-cimenler-ezilir.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/4446540222905768507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/4446540222905768507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/12/ciftler-sosyallesirken-cimenler-ezilir.html' title='Çiftler sosyalleşirken çimenler ezilir...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-5990204705991304153</id><published>2011-07-25T06:27:00.000-07:00</published><updated>2011-12-26T03:28:06.673-08:00</updated><title type='text'>Rakı Sofrası, Kadınlar ve Amy...</title><content type='html'>Hafta sonu çok sevdiğim arkadaşım İpek'in yazlığında misafirdim, hayatımda gördüğüm en güzel denizde saatlerece yüzüp, Ipod'umda, The Doors'dan Alişan'a uzanan geniş yelpazemden şarkılar dinleyip, diz üstü edebiyatı serisinden eğlenceli bir kitap okuyup, tabi ki çok sevgili kız arkadaşlarımla bol kahkahalı dedikodular yaptım. İpek'in annesi Sibel Abla; "bu akşam balkonda rakı balık keyfi yapıcaz kızlar sakın geç kalmayın" diye muhtıra verince dünyalar benim oldu. Çünkü hayatta kız kıza oturulan bir rakı sofrasından daha eğlenceli hiç birşey olamaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumlu ayaklarımızla eve geldiğimizde,&amp;nbsp; bembeyaz bir örtü serilmiş yuvarlak bir masada, acılı ekşili patates salatası, patlıcan ezme, rokalı bol domatesli şahane bir kaşık salatası ve mis gibi beyaz peynir ve kavun karşıladı bizi. Duşa girmeye sabredemeden sadece ellerimizi yıkayarak oturduk sofraya. Sibel Abla hemen mezgitleri tavaya attı, balıklar tavada çıtırdamaya başlarken biz de en yakın arkadaşımız Yeşil Efe'yi bardaklara doldurmaya başladık. Arkadaşımın tatlı anneannesi Gönül Hanım "bana da bir kadeh koyun kızlar" diyince iyice keyfimiz yerine geldi ve hemen bir çay bardağı rakısı da ona hazırladık. Sibel Abla da çıtır çıtır balıklarla masaya gelince rakılarımızı sağlığa ve huzura kaldırıp; Amy Winehouse'dan Küçük Sırlar'a uzanan sohbetimizin pimini çektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kadınların rakı sofrasındaki duygu geçişi sesten ve ışıktan daha hızlıdır. Mesela bir kadın rakı masasında Nev'den; Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgarına şarkısını dinleyip, "Ahh ulan ne aşık olmuştum o Allahın cezasına" diye nara atarken, bir anda gözü arkadaşının rakı kadehi tutan eline takılırsa, "yalnız o diilde yanınca inanılmaz güzel durmuş nar çiçeği ojelerin Pastel'in 412 si miydi bu? diye bi anda kozmetik dünyasına dalabilir." Ve masadaki diğer kadınlarda asla "ne diyosun arkadaşım daha az önce o yetersiz bakiye eski sevgiline içleniyodun, ne ara geldin bu kafaya demez!" Diyemez çünkü aynı kafa onun da fabrika ayarlarında vardır. Ya da Sibel Can'dan Hançer'i dinleyip ikinci kadehe geçerken; "Kadeeeer sen bize nazik davranmadıııın" diye ağlamaklı olup, aniden; "albüm çıkarırken Sibel Can'ın verdiği kiloları kesin ben aldım" diye dertlenir ve temmuz ortasında nasıl kilo vericeğini düşünmeye başlar...)&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-go8Dv4_Ol-E/Ti1vK8rI-cI/AAAAAAAAAFE/5R8ytZr2Eag/s1600/rak%25C4%25B1+masas%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-go8Dv4_Ol-E/Ti1vK8rI-cI/AAAAAAAAAFE/5R8ytZr2Eag/s320/rak%25C4%25B1+masas%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakız rengi masamızda keyifle ikinci kadehlerimizi yuvarlarken, hala mihrap yerinde olan Gönül anneanne büyük ısrarlar sonucu yumuşacık sesiyle bir şarkı patlattı. "Kimseyeee etmeeem şikayeeeet ağlarım ben halimeeee...", hayranlıkla şarkıyı sonuna kadar dinledikten sonra gözlerimiz doldu ve sessizce denizi seyretmeye başladık. Şarkının nakaratının sonunda ki "istikbal" kelimesi Sibel Abla'yı dertlendirdi ve; "Kızlar siz geliyosunuz başka misafirlerimiz oluyo bi yatak daha lazım buraya, İstanbul'a dönünce hemen İstikbal'den bazalı bi yatak aliym, evin ıvırı zıvırı da bazanın içinde durur, gördükçe sinirlerim zıplamaz" dedi ve biz yine direkten dönen bir duygu patlamasını teğet geçmiş olduk. O sırada sessizce bir kenarda duran tv ye gözümüze takıldı ve en sakin olanımız Ebru; "Allah aşkına şu Sinem Kobal oyunculuğu bıraksın yaa" diye bi anda cinnet geçirdi. Biz "tamam Ebrucum sakin ol" diye yatıştırmaya çalışırken "yaa ne sakin ol, dünyanın parasını kazanıyo yeteneksizSİNİZ, bi de sevgilisi bunu izlemek için sinema filan kapatıyo sanki Audry Hepburn'müş gibi naaleet gelsin!!" diye delirdi. Ben, "canım belki o korkanç oyunculuğu ne kadar az seyirci görse kardır diye kapatmıştır çocuk sinemayı" diyince, bu fikrim Ebru'ya mantıklı geldi ve sessizce o konudan da dağıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Sinem'le Arda evlenir mi evlenmez mi diye bahis oynarken, İpek'in sevgilisinden mesaj geldi ve yüksek sesle okumaya başladı: "Kızlar keyfinizi bozmak istemezdim ama Amy Winehouse evinde ölü bulunmuş...!!!" Ve işte o anda masaya bi bomba düştü, herkes uzunca bir süre sessiz kaldı, güzel gözlü anneannemiz de dahil hepimiz bu gencecik ölüme, bu tedirgin ruha çok ama çok üzüldük. Onu bu hale getiren kör olasıca sevgilisine beddua edip, "haksızlık ya bu" diye söylenmeye başladık. Çünkü ondan önce gitmesi gereken ve bu dünyada lüzumsuzca yer kaplayan o kadar çok insan vardı ki, neden Amy bu kadar çabuk gitmişti nedeeeeen??? Hemen, uzun zaman marş gibi dinlediğimiz Back to Black'i çalıp, kadehlerimizi ruhunun huzur bulmasını dileyerek Amy'e kaldırdık. Bu sefer anneannemiz başladı konuşmaya; "bu yaz çok oldu bu zamansız ölümler, şu 118 33 reklamındaki çocuğun karısı da perişan etti beni, birbirini o kadar seven insanların ölümle ayrılmasına çok içerliyorum" diyince, biz de artık rakıyı susuz içmeye karar verdik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duygulu rakı sofrasını dışarıdan izleyen bir erkek, bu kadınların biraz sonra şofben gazını açıp topluca intihar ediceğini düşünür di mi? Ama hayır öyle olmadı hepimiz hala sapa sağlamız. İpek'in 5 ay önce evlenen hamile kız kardeşinin aramasıyla hepimiz hayata döndük ve hamileyken neden dip boyası yaptırdığını, bebeğe zararlı olduğunu söyleyip birden kıza yüklenmeye başladık. Sibel Abla; "Bi de yaz gününde daha da sarartmış saçını, zaten kumralsın aa evladımm! güneşte vurucak iyice açılıcak o saç, Uğur Dündar'ın ki gibi olucak rengi amaaaan" diye konuya noktayı koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin sonunda mutlu, hüzünlü ve çakırkeyf yatağa uzandığımda, dilimde bu yaz en çok dans ettiğim Ajda şarkısı "Arada sırada aklıma geliyooooor..." vardı. "Acaba Ajda son klibinde bacakları pürüzsüz olsun diye o sihirli ten rengi çoraplardan giymiş midir? Yok yaa giyer mi kadın bu sıcakta pişik olur" diye düşünürken uyumuşum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-5990204705991304153?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/5990204705991304153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/07/rak-sofras-ve-kadnlar.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/5990204705991304153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/5990204705991304153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/07/rak-sofras-ve-kadnlar.html' title='Rakı Sofrası, Kadınlar ve Amy...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-go8Dv4_Ol-E/Ti1vK8rI-cI/AAAAAAAAAFE/5R8ytZr2Eag/s72-c/rak%25C4%25B1+masas%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-4734158397612009598</id><published>2011-04-11T14:35:00.000-07:00</published><updated>2011-07-19T02:47:11.038-07:00</updated><title type='text'>Hayat Bir Romantik Komedi Filmi Değildir!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu yazımı romantik komedi filmlerindeki gibi bir aşk yaşayacağını zannederek ömrünü telef edenlere adıyorum.Yapmayın! Hayatınızı ziyan etmeyin! Pozitif olun, güzel şeyler düşleyin inancınız tam olsun, reiki, waikiki, mikado bütün alternatif tırt yöntemlerini deneyin tamam ama bir yandan da Türkiye’nin gerçeklerini, kültürel alt yapısını yabana atmayın. Nasıl mı? Hemen açıklayayım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;1- Hiçbir zaman çamaşır yıkarken tanışamayacaksınız&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-UHsP0pxK7vw/TaN3jeJUtZI/AAAAAAAAAFA/wN0lEufglH0/s1600/%25C3%25A7ama%25C5%259F%25C4%25B1rhane.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" r6="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-UHsP0pxK7vw/TaN3jeJUtZI/AAAAAAAAAFA/wN0lEufglH0/s200/%25C3%25A7ama%25C5%259F%25C4%25B1rhane.jpg" width="195" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CDDk8VdPvQ4/TaN2_EnOO8I/AAAAAAAAAE8/yNhC6O5cMtM/s1600/%25C3%25A7ama%25C5%259F%25C4%25B1rhane.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; height: 215px; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em; width: 196px;"&gt;&lt;/a&gt;Romantik komedi filmlerinde çok tatlış bir tanışma yöntemi olarak gösterilen ve genç kızların bozuk paralarla, mahallelerinde bulunan çamaşırhaneye giderek, rengarenk kirli sepetlerinde çamaşırlarını yıkadıkları bir yandan da karşı makinedeki Güney Amerikalı fakir dansçıları, baletleri kestikleri bu alan Türkiye de asla koşulları oluşmayacak bir tanışma mekanıdır. Bizler, Hikmet Şimşek’li pazar konserleri başladığında, kirlileri merdaneli çamaşır makinesinde yıkanan bir milletin çocuklarıyız. Emek emek biriktirdiğimiz bozuk paralarla somun ekmek alır, rengarenk çamaşır sepetleri yerine leğeni kullanırız. O özendiğimiz çiftler, günün sonunda, yıkama işlemi boyunca yumuşatıcının önünde kikirdedikleri kimselerle ilk randevularına çıkarken, biz bütün akşamı, babamızın battal gazi donu, kardeşimizin beyaz atletiyle cebelleşen annemizin migrenli başını ovarak geçiririz. O yüzden üzgünüm ama lütfen bu hayalinizi temiz çamaşırlarınızla birlikte kışlıkların arasına kaldırın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;2- Metroda biri ile tanışamazsınız&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İnsana yaşama sevinci veren bu filmlerde, iki güzel ve yabancı insan metroda yan yana otururken önce hafifçe gülümseyip sonra o an okudukları kitaptan, dinledikleri müzikten konu açarak sohbet ede ede giderler. Sonra hooop bi bakarlar ki inecekleri durak geçmiş, sohbet o kadar tatlıymış ki; hay Allah dalmııış gitmişler. Bizde ise; bir koltuk bulayım da neticemi yerleştireyim stresinden herkesin bir gözü atmaca gibi boş koltuk arar, asla tam yanmayan güzergah ışıkları yüzünden Mecidiyeköy yerine Sanayi Mahallesi’nde inmemek için diğer göz de hep bir sonraki duraktadır. Bu yüzden ahu gibi kızlarla, cillop gibi manitalarla göz göze gelinemeden ter içinde inilir metrodan. Metroda kitap okumaksa ayrı bir hayal; ayakta giden genç kızlarımız bir yandan arkalarını kollamaya çalışırken, diğer yandan uzuuuuun! metro hattında kitabın önsözüne bile gelemeden duraklarına varırlar. O yüzden toplu taşıma araçlarına hülyalı hülyalı binmeyin, gözünüzü dört açın, kitabı da evde bırakın ağırlık yapıp boynunuza yük binmesin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;3- Runaway Bride, Anlayışlı Damat Sendromu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-UOYP5aFmtP4/TaN0jZgVvtI/AAAAAAAAAE4/E4kN51QhDnU/s1600/juliaaa.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" r6="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-UOYP5aFmtP4/TaN0jZgVvtI/AAAAAAAAAE4/E4kN51QhDnU/s1600/juliaaa.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bu romantik komedilerin bir klişesi de düğün günü kaçan spontan gelinlerdir. Tatlı tesadüfler sonucu tanışan Harry ve Sally hemen evlenmeye karar verirler. Ama Sally’nin aklı, yıllarca gülüp eğlendiği, bütün sırlarını bilen fakat düğün gününe kadar ona açılamayan sünepe Robert’ta, yani Bob’da dır. (Robert’ı kısaltıp nasıl Bob yaparlar bende bunu anlamam!). Robert; Harry ve Sally’nin düğününe gelirken arabada Vonda Shephard müzikleriyle Sally’le olan neşe dolu anılarını hatırlar ve birden kafasına onu çok sevdiğin dank eder. Bob kayarak salona girer, düğünü durdurur, Sally de mihraptan koşarak onun kollarına atılır ve öpüşürler. Sonra bir kenarda tuzluk gibi duran Harry’den özür dileyerek, davetlilerin coşkulu alkışları arasında oradan uzaklaşırlar. Şimdi bu karenin aynısını Diyar Düğün Salonu’nda canlandıralım. Yıllarca “erkek kankam” diye tanıştırılan, tavlaya nargileye birlikte gidilen Bülent yani Bübü, (bakın ne kadar net Bülent – Bübü) nikahı durdurup gelinimiz Sibel’e açıldığı anda düğün sahiplerinden öyle bir dayak yer ki adını bile unutur, misafirler de Fight Club Diyar Düğün Volume 1 gösterisini acıbadem-limonata eşliğinde seyreder. Beyaz eşyanın taksidini ödemeden nişan bile atılmazken, altınları paylaşmadan düğünü terk etmek ne demek! O yüzden kendinize gelin ve evlenmeden önce iyice düşünün, o “kankalar”ı da nikah masasına oturmadan evvel muhakkak bir dürtükleyin…&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img height="96" src="http://3.bp.blogspot.com/-UHsP0pxK7vw/TaN3jeJUtZI/AAAAAAAAAFA/wN0lEufglH0/s200/%25C3%25A7ama%25C5%259F%25C4%25B1rhane.jpg" style="filter: alpha(opacity=30); left: 465px; mozopacity: 0.3; opacity: 0.3; position: absolute; top: 240px; visibility: hidden;" width="94" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-4734158397612009598?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/4734158397612009598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/04/hayat-bir-romantik-komedi-filmi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/4734158397612009598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/4734158397612009598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/04/hayat-bir-romantik-komedi-filmi.html' title='Hayat Bir Romantik Komedi Filmi Değildir!'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UHsP0pxK7vw/TaN3jeJUtZI/AAAAAAAAAFA/wN0lEufglH0/s72-c/%25C3%25A7ama%25C5%259F%25C4%25B1rhane.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-1319209774585369402</id><published>2011-01-24T12:17:00.000-08:00</published><updated>2011-01-24T12:17:45.718-08:00</updated><title type='text'>Kadın Kadının Kurdudur...!</title><content type='html'>Birbirinden güzel okuyucularım, çok lazımmış gibi yeni bir yaş daha alırken kadınların birbirleri ile olan sahtekar-sempatik ve tehlikeli ilişkilerini birde benden dinleyin istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1-&amp;nbsp;Kadınların Birbirini Köpürtmesi...:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili hem cinslerim,&amp;nbsp;erkek arkadaşınızla, kocanızla&amp;nbsp;kavga ettiğiniz vakit&amp;nbsp;ne yaparsanız yapın bir başka hem cinsinizle konuşmayın!&amp;nbsp;Çünkü derdimi anlar diye düşünüp mevzuyu kız arkadaşınızla masaya yatırdığınızda o meselenin orjinine inilecek ve konu her ne ise&amp;nbsp;1000' le çarpılarak büyüyecek,&amp;nbsp;kar topağı&amp;nbsp;çığ olarak böğrünüze traktör gibi oturacaktır. Mesela derdiniz sevgilinizin flörtöz olması ise;&amp;nbsp;adamın doyumsuz olduğu, hatta&amp;nbsp;eşcinselliğe meyilli olduğu bile&amp;nbsp;irdelenerek hemen ayrılmanız&amp;nbsp;tavsiye edilecektir. Adam evlenme teklifi etmekten imtina ediyorsa; ailesinde başarısız evliliklerin ilişkilerin olduğu, felaket sorumsuz olduğu, hatta Peter Pan&amp;nbsp;Sendromu olduğu için büyümeyi reddettiği kanaatine varılacak&amp;nbsp;ve yine hemen&amp;nbsp;o kahrolasıca adamı terketmeniz istenecektir. Eğer adam kazara&amp;nbsp;hesabınızı ödemediyse; adamın üçün beşin hesabını yaptığı bu adamla evlenirseniz ilerde kumar problemi bile olabileceği&amp;nbsp;düşünülerek ilerde çoluğun çocuğun rızkını&amp;nbsp;kumar masalarında&amp;nbsp;yedirmemek için hemen o adamı bırakmanız&amp;nbsp;rica edilecektir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Kısacası bir tatlı huzur almak için gittiğiniz bu buluşmalardan Exorcist' teki içine şeytan giren kız gibi yeşil bitkiler kusa kusa dönersiniz. Yapmayın, Aşk-ı Memnu dizisinde de her daim söylendiği gibi "Bihter' Yükseltmeyin!" Eğer talihsiz bir kararla bu tip buluşmalara gittiyseniz de şunu düşünün, size o akılları verip sahnede devleşen fıtri zeka hem cinsleriniz,&amp;nbsp;ya en az 6 yıldır sabırla evlenme teklifi bekliyorlardır, ya aldatıla aldatıla boynuzlarından x raylere sığamıyorlardır ya da adamların bütün hesabını ödeyip Migros alışverişlerini bile bunlar yapıyorlardır.&amp;nbsp;O yüzden aman! hız yapmayın canlara kıymayın çünkü mutsuz bir kadın etrafında mutlu hiçbir ilişkiye suyla sürahinin&amp;nbsp;ahenkli&amp;nbsp;uyumuna bile tahammül edemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- Kadınların Birbirini Beğenmesi Pohpohlaması!!!:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle facebook resim altı yorumlarda sıkça rastlanabilecek bu sahtekarlık şöyle başlar:&lt;br /&gt;- "Canımmss nassı güzel çıkmışsaaıın tam bir prensessin yeeaaa...!"&lt;br /&gt;- "Tatlişkom elbisen olaaaay! derhal nerden aldığını söylüyoaasuuun!!&lt;br /&gt;- "Bitanemmm sözün&amp;nbsp;bittiği yerdeyiz yıkılıyosaauuuun!!!"&amp;nbsp;diye birbirlerine dolmaları verdikçe verirler.&lt;br /&gt;Gazı alan zavallı resim altı mağduru, bi Adriana Lima bi ben ama onunda boyu fazla uzun sonuçta Tükiye de yaşıyoruz ve erkeklerin boyuda pek parlak diil diye akıl dolu&amp;nbsp;çıkarımlarla hayatına devam eder. Yorumu yazan&amp;nbsp;hem&amp;nbsp;cinsinizse; "Yaa gel Allah aşkına şu salağın elbiseyi bi yaşaa, pavyona düşmüş&amp;nbsp;fransız mürebbiyeler gibi giymiş kırmızı elbiseyi utanmadan fotoğraf çektirmiş bide!"&amp;nbsp;diye sizi Bir Allah Kuruşu gibi harcar. Sevgili kadınlar sabah gözünüzün çapağını silmeden gittiğiniz işinizde bir başka kadından aldığınız&amp;nbsp;iltifatı gizemli bi gülümsemeyle kabul edin, aman havaya girmeyin hatta acaba&amp;nbsp;bi yerimde bi açık bi yırtık mı var diye de kendinizi tuvalete atıp kontrol edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3-&amp;nbsp;Üç Kadının Bir Araya Gelince Kimseyi Beğenmemesi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirlerini beğenmekte yüce gönüllülükte sınır&amp;nbsp;tanımayan kadınlar, bir araya gelince kimseleri beğenmezler.&amp;nbsp;Rus kızları mı "Aaaa&amp;nbsp;ama onlar 40'ından sonra çöküyolar!" &lt;br /&gt;"Canım sen 40'a kadar da enkaz gibi ceset gibi yaşadın o nasıl olucak, en azından onların bi yükselme dönemi var sen doğduğunda beri fetret devrindesin arayı nasıl&amp;nbsp;kapatıcaz haa!" diye hep sormak isterim onlara ama kıyamam.&lt;br /&gt;Eğer bu kadınlardan&amp;nbsp;biri kocası tarafından aldatılıyorsa (evet tarafından!), hele de kız biraz genç biraz&amp;nbsp;eli yüzü düzgünse...,&amp;nbsp;ooowwww! o kızın ne çemçüklüğü kalır, ne varoşluğu,&amp;nbsp;ne biçimsizliği kalır, ne ucuzluğu, Harvard'ı da bile bitirse muhakkak bi zeka&amp;nbsp;geriliği vardır ya da Amerikan Başkanı'ndan torpili vardır.&amp;nbsp;Siz siz olun bu sohbetlerde aklınız iplerini salmayın, valla sonra kredi kartı 1 2 3 4 olan&amp;nbsp;o güzel insanlarla uçan balon gibi başka diyarlarda yaşarsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi şimdi kendi aranızda konuşmadan sohbet edin...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-1319209774585369402?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/1319209774585369402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/01/kadn-kadnn-kurdudur.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/1319209774585369402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/1319209774585369402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2011/01/kadn-kadnn-kurdudur.html' title='Kadın Kadının Kurdudur...!'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-1266826103573926254</id><published>2010-12-08T07:24:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T16:53:48.122-08:00</updated><title type='text'>Kadın ve Hava Değişkendir...Neden?</title><content type='html'>Sevgili takipiçiler, kıymetli okurlar, bir süredir ara verdiğim yazılarıma&amp;nbsp;Aralık ayında pastırma&amp;nbsp;sıcaklarını yaşamamız sebebiyle devam etmeye&amp;nbsp;karar verdim. Hava ile yazılarım arasında&amp;nbsp;illiyet bağı&amp;nbsp;kuramayanlar, kadınların eserekli ruh hallerini hiç anlamayanlar demektir ki; hiç yormasınlar kendilerini&amp;nbsp;bu saatten sonra&amp;nbsp;ve kapıyı arkalarından çekip çıksınlar bu blogtan...(nedense bi anda atarlandım...havadan herhalde...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün size kadınların&amp;nbsp;yıllar boyu assolist gibi gezerken neden bir gecede Sibel Tüzünlere gelip saçlarını sıfıra vurdurduklarını,&amp;nbsp;dövmelerle vicıtlarını dövdürdüklerini ya da Özlem Tekin gibi alayına isyan inadına piercing diye dolanırken büyük bir feng shui ile aydınlanıp kırsal bir huzurla Bodrum da kocalarıyla bahçe satın alarak organik domates&amp;nbsp;yetiştirdiklerini&amp;nbsp;anlatacağım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;1-&amp;nbsp;Almadan Vermek&amp;nbsp;Allah'a Mahsustur Beyler!...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın canını "düşüne:)" takıp fedakarlık yapıyor ve hayatını erteliyorsa bunun tek bir sebebi vardır erkeği tarafından "takdir görmek". Tabi takdir görmek&amp;nbsp;demek köpeğe ödül bisküvisi verir gibi kafasını okşamak&amp;nbsp;değildir; artık ufak bir hediye ile akşam eve gelinmesi mi dersin,&amp;nbsp;hafta sonu sürpriz bir Roma tatili mi organize edersin, yoksa vitrinde çok beğendiği botu alıp yatağın üzerine mi serersin, orası senin vicdanın cüzdanın vizyonun ve&amp;nbsp;kaç romantik komedi izlediğine&amp;nbsp;kalmıştır. Ama&amp;nbsp;sen yapılan iyiliklerin birine bile şık bir hamle ile kontratak yapmamış, manda&amp;nbsp;gibi mabadını büyütmüş, haftalarca&amp;nbsp;Diasa'ya&amp;nbsp;bile gitmek için evinden çıkmamışsan, o kadından hayır bekleme artık. Sabredipte karşılık göremeyen, sen rock seviyosun diye&amp;nbsp;herkeslerden&amp;nbsp;önce tırnaklarını siyaha saçını maviye boyayan,&amp;nbsp;doğu yemekleri seviyorsun diye tarifini google'dan indirirp yarım gün kuru dolma&amp;nbsp;saran&amp;nbsp;zavallı hemcinsim, nasılsa yaptıklarım göze görünmüyor, takdirde edilmiyor diyerek evli ise yaptığı her şeyi otomatik portakala bağlayıp, nişanlı ise evlenince bu daha da beter olur diye düğün tarihine şüpheyle yaklaşıp, sevgili ise daha kadir kıymet bilenini aramaya başlayıp yola koyulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen şimdi diyeceksin ki bayramdan bayrama dişini fırçalayan, ekinoks dönemine denk getirip tuvaletten çıkınca elini yıkayan erkek kısmı; "Eee ne yapalım&amp;nbsp;yani, her yapılanın karşılığında&amp;nbsp;hediye alsak, her jeste&amp;nbsp;Roma&amp;nbsp;Tatili'yle karşılık versek, faturaları&amp;nbsp;evden erzak satıp ödemeye&amp;nbsp;başlarız. Ya da "eğer başıma kalkıcaksa yapmasın kardeşim, sonra bana bıdı&amp;nbsp;bıdı yapacaksa benim için&amp;nbsp;değiştirmesin kendini." Öyle değil işte güzel kardeşim, sen nasıl poh poh mekanizmasıyla aman paşam aman yakışıklım butonuyla çalışıyorsan kadında kompliman jest en azından&amp;nbsp;iki güzel sözle takdir mekanızmasıyla çalışır. Senden görmediği&amp;nbsp;şevkati başkasında bulur, manen de tatmin olursa&amp;nbsp;gider o adamla organik domateste yetiştirir,&amp;nbsp;motorsiklete binmeyide öğrenir,&amp;nbsp;dövmeleriyle Queen dinlerken, bir anda rakı mezesi&amp;nbsp;hazırlayıp, Yüksel Uzel&amp;nbsp;albümleri de alır.&lt;br /&gt;Bu kadının karaktersiz,&amp;nbsp;ne istediğini bilmez bir halde dolaştığı anlamına değil, aksine hayatının&amp;nbsp;merkezine şevkati koyduğu için ne istediğinin son derece farkında&amp;nbsp;olarak&amp;nbsp;adaptif yapısı ile istediğini almaya çalışmasına işaret eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almadan vermek Allah'a mahsus olduğu için beklediği şevkat ve takdiri göremeyen kadın, civar illerde bir başkası ile organik domates yetiştirip&amp;nbsp;toprağı mıncıklarken, siz baba yadigarı bahçenizde çimlerinizi tek başına biçmek durumunda kalırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;2- Bir&amp;nbsp;Kadın&amp;nbsp;Takım Tutmaz Aslında!...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bazı kadınlar görüyorum etrafta, herkesten daha holigan, daha bıçkın bi şekilde maçlara gidip en nadide tezahüratlara bağırarak katılıp, takımlarının yenilgisiyle&amp;nbsp;kahrolup, golleriyle heyecan harelerine kapılıp takımlarının&amp;nbsp;UEFA eşleşmelerini asker yolu gözler gibi eli yüreğinde bekleyen kadınlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;Bakın o kadınların çoğuna, muhakkak yanlarında bir adam vardır. Onlar, o kadınların koca adaylarıdır. Kombinelerini yan yana alan, cumadan pazara evde sadece futbol konuşan, maça gidilmiyorsa&amp;nbsp;tuttukları takıma göre; Kazan'da,&amp;nbsp;Bağdat Caddesi'nde, Galatasaray Lisesi Mezunları&amp;nbsp;Derneği'nde oturup gruplar halinde alkol tüketerek maçı seyreden&amp;nbsp;erkek bu sistemi olağan kaşılarken, maçlarda poposuna motor yağı sürülmüş gibi zıplayan, atkısı beresi ve&amp;nbsp;yüzünün her bir tarafını takımının renklerine boyayıp, ileri holigan teknikleriyle&amp;nbsp;takımını destekleyen&amp;nbsp;kadın maçlara "genellikle" tek bir beklenti&amp;nbsp;içinde iştirak eder.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Nedir bu&amp;nbsp;beklenti? Elbettte ki aynı takımı desteklediği ya da destekler gibi göründüğü adamla kendi ilk 11' ini kurmak,&amp;nbsp;yani mutlu bir dest-i izdivaç&amp;nbsp;yapmak.&amp;nbsp;(Şimdi diyeceksiniz ki yaa Ayşe sende herşeyi getirip getirip evliliğe dayandırıyorsun, belki sosyolojik, parapsikolojik, metafizik bi sebebi vardır takım tutmanın?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;Muhakkak ki&amp;nbsp;vardır;&amp;nbsp;bir&amp;nbsp;topluluğa ait olma hissi, kendini rahat ifade etme alanı,&amp;nbsp;meşguliyet&amp;nbsp;ve&amp;nbsp;deşarj olma&amp;nbsp;imkanı&amp;nbsp;takım tutmanın olmazsa olmazıdır ama erkekler için. Kadınların çoğu bu sosyolojik açılıma teğet geçerek, kendi&amp;nbsp;takımlarının kaptanı forveti santroforu olma arzusu ile yanıp tutuşurlar,&amp;nbsp;bunun içinde adamın&amp;nbsp;hastalık derecesinde bağlı olduğu &amp;nbsp;futbol takımı kanalını kullanırlar. Çok basit bir matematikle, erkek hangi özel ilgi alanında çok vakit geçiriyorsa&amp;nbsp;onu analiz edip götün götün yanaşır, kendilerini o alana hemen entegre eder ve&amp;nbsp;ordan da adama tatlı tatlı zehri verirler. (Bakınız: Güzel&amp;nbsp;Avrat&amp;nbsp;Otu...)&amp;nbsp;Ama baktılar ki adamdan bir cacık olmayacak, 3 Turkcell Super Lig sezonu&amp;nbsp;geçmiş daha aileyle bile tanışılmamış, yavaş yavaş önce&amp;nbsp;adamın erkek arkadaşlarıyla toplaşıp&amp;nbsp;rakı içme seanslarından&amp;nbsp;ayaklarını çekerler, sonra&amp;nbsp;adam heyecanla takımın deplasmanda kaç tane döşediğini anlatırken hıhııı diye geçiştirirler, adam; "hadi bu hafta avrupa maçı&amp;nbsp;var sende gel" dediğinde; "Maeehmet valla çok soğuk bugün hava, sen git&amp;nbsp;izle yarın iş var hastalanmiyim şimdi pazar pazar"&amp;nbsp;&amp;nbsp;diyerek karşılanmayan beklentilerinin fişini&amp;nbsp;yaşam destek ünitesinden çekerler. Bu da demektir ki bir kadın takım tutmaz, adam tutar aslında!...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Sonra o&amp;nbsp;holigan kızları bir rugby maçında bağırıken, Çaykur Rizespor'a destek verirken, güreş müsabakasında heyecandan&amp;nbsp;minder kenarında&amp;nbsp;ağlarken&amp;nbsp;görünce şaşırmayın, o kızlar son derece bilinçli bir seçimle ekmeklerinin peşinden giden, yeni bir gelecek inşa etme arzusuyla yanıp tutuşan&amp;nbsp;sporun ve sporcunun dostu güzel insanlardır.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kaburgasından başka bir cins yaratılacak kadar görkemli&amp;nbsp;anatomik yapıları olan, burunlarından kıl aldırmayan&amp;nbsp;dünya tatlısı erkekler,&amp;nbsp;umuyorum yukarıda yazdığım&amp;nbsp;tüyolar ışığında&amp;nbsp;hayatınızdaki goncaları&amp;nbsp;ihmal etmez,&amp;nbsp;şevkat ve takdirle bezeli sis farlarınızı açarak yolunuza&amp;nbsp;öyle devam edersiniz, aksi takdirde zayi edilecek&amp;nbsp;bir başka Sibel Tüzün organik bakışlarıyla yol kenarında sizi beklemektedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi Mutlu Noeller...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-1266826103573926254?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/1266826103573926254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/12/kadn-ve-hava-degiskendir.html#comment-form' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/1266826103573926254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/1266826103573926254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/12/kadn-ve-hava-degiskendir.html' title='Kadın ve Hava Değişkendir...Neden?'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-5373832002545467162</id><published>2010-07-26T12:39:00.000-07:00</published><updated>2010-07-26T12:40:48.285-07:00</updated><title type='text'>Yazlık Hap Gibi Bilgiler...</title><content type='html'>Sıcaklarla kavrulan, duygulardan duygulara savrulan okuyucularım; bugün sizlere bir hikaye anlatmak ekran başında uzun uzun metinler okutmak yerine, kadınların yazlık&amp;nbsp;yerlerde ne dedikleri ama aslında ne demek istedikleri&amp;nbsp;hakkında ufak tüyolar vermeye karar verdim. Hekes mutlu Lerzan en Mutlu'nun bile ters açıya karşı koyamayan portakal poposuyla mütemadiyen sevgili değiştirdiği&amp;nbsp;günümüzde, bu hap gibi bilgilerle&amp;nbsp;sahil kenarlarında belki güler eğlenir, belki de yazdıklarımı karşı cinse sizin fikirlerinizmiş gibi anlatarak bir ten teması yakalar ve bana duacı olursunuz. Bu yazıları yazarken sizlerin güzel temennilerinden başka bir beklentim de yoktur, ha bi de dünya barışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;Kadın Ne Der Ne Demek İster...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;1-&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;"Aşkımmm beyaz &lt;span style="background-color: white;"&gt;şortuma&lt;/span&gt; yağ damlattaııım!":&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Bu mesaj; büyük çabalar sonucu yakaladığımız bronz tenimiz ve&amp;nbsp;beyaz şortumuzla bizi ilk gördüğü anda yeterli tezahüratı&amp;nbsp;yapmayan&amp;nbsp;sevgilimize;&amp;nbsp;"beyaz şort giydim muhakkak ki içinede tanga geçirdim, gereken ilgiyi göster&amp;nbsp;yoksa tuvalete kalkıyo ayağına bütün kebapçıya Sevtap Parman gibi Popo Şov yaparım mealine gelen bir mesajdır, dikkate alınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: purple; color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;2- "Haftasonu Arkadaşlarımla&amp;nbsp;Yunan Adaları'na&amp;nbsp;Gidicem Bitaneeeem"&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Uzun süreli bir ilişkisi olan kızımız yaz gelipte sevgilisine bu cümleyi sarfettiğinde alınması gereken mesaj;&amp;nbsp; "Bir yaz daha geçti ne yüzük var ne kına, bari kendimi vizesiz yaban ellere atayım da geçsin önümden Yunan Heykelleri&amp;nbsp;salına salına", anlamına gelmektedir.&amp;nbsp;Bu cümleyi&amp;nbsp;duyan gariban beyler yağmasanızda gürleyin, en azından&amp;nbsp;kızı; "Aşkım&amp;nbsp;ben&amp;nbsp;Eylül gibi söz yapalım diyorum" ne dersin&amp;nbsp;gibi yalancı dolmalarla oyalayın ki,&amp;nbsp;yazı Bodrum'dan&amp;nbsp;Kos'a dürbünle bakarak geçirmeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;3-&amp;nbsp;Yer Bodrum Maça Kızı'nın Şezlongları, Kadın da Şu Cümleyi Sarfediyorsa:&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;"Hayatım, erkeği boş bırakmaya gelmez, boş bırakırsan Ahmet, Mehmet, Mustafa da olsa farketmez&amp;nbsp;gider bir&amp;nbsp;yelloza bulaşır..." Bu cümle&amp;nbsp;şu anlama gelmektedir; saraylı ablamız&amp;nbsp;annesini görmeye gittiği 3-4 günlük kısa sehayatlarde, o anda hücum bot gibi yanında güneşlenmekte olan kocası Mustafa'nın, Aksaray'dan Rus dostlarını eve konuk ettiğini anlamış ve&amp;nbsp;toparlak zevcesine uygun bir dille ilk uyarı atışını yapmaktadır. (Bir de bu sohbetlerde; "Ayol 4 gün şehir dışına&amp;nbsp;çıktım bir de ne göreyim..." diye cümleye başlayanlara hep sormak isterim; "Canım sen şehir dışına çıktında gittiğin yer muhakkak başka bir şehre temas ediyordur, hiç olmadı bir kazaya bir ilçeye teğet geçiyordur, nedir bu şehirli insanım 4 günden fazla İstanbuldan ayrılamam havaları, bak sen şehirden ayrılır ayrılmaz&amp;nbsp;kocan yaba&amp;nbsp;gibi elleriyle&amp;nbsp;başkalarını mıncırıyor, uzaya gitsen ne olur...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;4- "Canım Dekoltem Biraz Fazla&amp;nbsp;Mı!!!":&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Bu cümleyi kuran ablamızın&amp;nbsp;göğüs dekoltesi muhakkak ki fazladır, hatta akciğer filmi çekilecek kıvamdadır, ancak sevgilisi/kocası/aşıkı o anda dünya kupası finalinden kafasını kaldıramadığı için yazlık dişisi üzerine çuval geçirse umursamayacaktır, bu sebeple kızımız dikkat çekmek için bu yola başvurmuştur. Beyler,&amp;nbsp;evden çıkmadan size verilen bu son şansı değerlendirin, köprüden önceki son çıkışı&amp;nbsp;kaçırmayın ve size "dekoltem biraz fazla mı?" gibi bir cümle kuran partnerinize; "fazla da laf mı hiçbi şey giymeseydin" diye esip gürleyin, yalandan da olsa elinizdeki kumandayı filan&amp;nbsp;yere fırlatın, Savaş Ay gibi suni gündem yaratın ki, gecenin sonunda mevzu; "Aşkım sen benim giydiklerimden hiç rahatsız olmuyosun, demek ki beni kıskanmıyosun, demek ki yeterince sevip sahiplenmiyosun" gibi permütasyon kombinasyonlara dönmesin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white; color: magenta;"&gt;&lt;strong&gt;5- "Çok Göbeğim Yok Di Mi?" :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; Bu soru zannediyorum insanlık tarihinde bir kadının bir erkeğe sorduğu en eski sorudur, her sorunun bir çok cevabı, her insanın da bir çok bakış açısı vardır, ama emin olun bu sorunun tek bir cevabı vardır; "Di". Yok anlamına gelen ve&amp;nbsp;sadece iki harften oluşan bu cevabı vermediğiniz takdirde, kadınlarınız tatil boyu bereaber&amp;nbsp;yediğiniz yemeklerde ya da mülteciler gibi saldırdığınız açık büfelerde size eşlik etmeyecek, siz yamyam gibi masadakileri götürürken, gözlerini belertip boş boş masaya bakacak, ağzını bıçak açmadan rokasını kemirecektir. Siz bütün iyi niyetinizle&amp;nbsp;"Hayatım döner çok güzel bi tatsaydın"&amp;nbsp;dediğiniz anda bu&amp;nbsp;kontratak şansını&amp;nbsp;kaçırmayarak; "Yok yok ben yemiyim, ne de olsa göbeğimden ayaklarımı göremiyorum, şimdi bu döneri&amp;nbsp;yersem yarın denizde yanlışlıkla duba diye bana yüzerlerde rezil olursun&amp;nbsp;mazallah" diye engerek gibi usul usul sokacaklardır amannn!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuvalete giderken sinema bileti bile emanet edilemeyen,&amp;nbsp;rakı kavun peynir bütün kadınlardan iyidir&amp;nbsp;diyen dünyalar tatlısı erkekleeeer;&amp;nbsp;Bu yaz da tatilinizi huzurla geçirmek istiyorsanız bu sese kulak verin ve&amp;nbsp;yukarıda saydığım hayat kurtaran cevapların en az üçünü yeri geldikçe sevgilinize söyleyin ki;&amp;nbsp;dünyada sadece Türklere mahsus olan o zarif&amp;nbsp;&amp;nbsp;stille denizin üstünde rahatça&amp;nbsp;yatabilin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi iyi tatiller...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-5373832002545467162?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/5373832002545467162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/07/yazlk-hap-gibi-bilgiler.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/5373832002545467162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/5373832002545467162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/07/yazlk-hap-gibi-bilgiler.html' title='Yazlık Hap Gibi Bilgiler...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-1639386101244588053</id><published>2010-06-08T13:55:00.000-07:00</published><updated>2010-06-09T07:19:29.703-07:00</updated><title type='text'>Tatminsiz Erkekler - Gerçek Kadınlar!</title><content type='html'>Rihanna İstanbul'a konsere gelip Umbrella'yı (nam-ı diğer Şemsiye) söylediğinden beri yağan yağmur bana da bereketiyle ilham getirdi ve bugün sizlere&amp;nbsp;bir türlü tatmin olamayan adamlar ve&amp;nbsp;bu duruma Tekel İşçisi gibi direnen kadınların hikayesini kendi meşrebimce&amp;nbsp;anlatmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir kadın erkek ilişkilerinde gözlemlediğim son durum şu;&amp;nbsp;1-Facebook, twitter, msn gibi&amp;nbsp;hoş sohbet vur kaç sitelerinde hesabı olmayana kız vermiyorlar 2-&amp;nbsp;Bu sitelerin en az ikisinde hesabı olmayanı aralarına almıyorlar 3- Bu tip&amp;nbsp;alanlardaki kız arzının haddinden fazla olması sebebiyle, erkekler&amp;nbsp;hoşlandıkları&amp;nbsp;bir kızın üzerinde en&amp;nbsp;fazla 2,5 gün 4 sms/kısa mesaj&amp;nbsp;süresi kadar oyalanıyorlar.&amp;nbsp;Hem cinslerimin şevkat eksikliği, arz fazlası erkekleri fazlasıyla şımartmakla kalmayıp, tatminsiz umursamaz dengesiz testesteron topları haline getirmiş durumda. Bu&amp;nbsp;nedenledir ki;&amp;nbsp;tuvalete bile dizde laptop elde cep telefonuyla giren erkek kısmı, aynı anda 14 kıza aynı mesajı gönderiyor,&amp;nbsp;kıvkıvlı civcivli bir Asmalı Mescit&amp;nbsp;cumasını muhakkak garantiye alarak, adeta&amp;nbsp;pazartesiye sevişmeden başlamam diye and içiyorlar. Erkeklerin; zebra sürüsüne saldıran aslan gibi&amp;nbsp;karşı cinse girişmesi kızlarımızı çaresiz bırakırken, tamamen "ilgi&amp;nbsp;ve şevkat!" eksikliğinden,&amp;nbsp;kolaylıkla bir adamın 2. 3. partneri, hatta zaman zaman çok korunaklı bir marka da olabilen OK'e 4. yoldaşı olmayı kabul edebiliyorlar.&amp;nbsp;Erkeklerin aymazlığı o durumdaki; yıllarca beraber olup ayrılık yaşadıkları kıymetli eski&amp;nbsp;sevgililerine bile,&amp;nbsp;tekrar birlikte olmak istediklerini e-mail,&amp;nbsp;blackberry messenger ya da taklacı güvercinler aracılığıyla duyuruyor, her nasılsa bir dönem denk getirip gözlerinin içine baktıkları&amp;nbsp;mevlüt şekeri sevdiceklerinin&amp;nbsp;zinhar&amp;nbsp;sesini bile duyarak sorumluluk almak istemiyorlar. Kimi kız arkadaşlarım eski sevgililerine; "ara ara görüşünce&amp;nbsp;beklenti içine giriyorum acaba&amp;nbsp;bir daha görüşmesek mi" diye&amp;nbsp;her puntosu blöf kokan bir mesaj çektiğinde,&amp;nbsp;saniyesinde "peki sen bilirsin" içerikli çok duygusal bir cevap alıyor ya da&amp;nbsp;bir gün önce sabaha kadar taciz atışlarıyla iltifata boğduğu kıza, ertesi gün yanındaki esmer sevgilisiyle gece kulübünde&amp;nbsp;yakalan yalı çapkını,&amp;nbsp;muhteşem bir özgüven ve&amp;nbsp;Yiğit Özgür'e bile karikatürü bıraktıracak&amp;nbsp;bir mizah gücüyle; "pişti bilir&amp;nbsp;misin?"&amp;nbsp;yazıp, yanına da dört başı&amp;nbsp;mamur bir gülücük ikonu&amp;nbsp;kondurup, yüzsüzlükte limitin gök yüzü olduğunu gösterebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sıcak gündem sebebiyle buralardan çekip gitme arzusuyla yanıp tutuşan yazarınızın imdadına, evliliğe ve aşka inanmasını sağlayan&amp;nbsp;teyze tarafından kuzeni ve onun kadir şinas kocası yetişiyor. "Hadi Ayşe&amp;nbsp;hafta sonu&amp;nbsp;Ebru, kocası, sen ben ve Gökhan Antalya'ya gidiyoruz, hem sana değişklik olur, hem de iki hamile kadına arkadaşlık edersin" diyorlar. (Bu konuya ayrı bir parantez açmak isterim; kuzenim ve en yakın arkadaşı Ebru eş zamanlı hamile kalan&amp;nbsp;siyam arkadaşlara en güzel örnektir. Hayatım boyunca anlamadığım&amp;nbsp;bir şey&amp;nbsp;varsa o da yakın kız arkadaşların coşkulu çığlıklarla birbirine;&amp;nbsp;"Ayyy Ebruuu aynı anda hamile kalıp aynı anda da doğuralımmm mıı" diye teklifte bulunup, sonra da bu dahiyane fikri alkışlarla kutlamasıdır.&amp;nbsp;Yani Eurovision şarkı yarışmasına düet yapmıyoruz ki çocuk yapıyoruz, herkesin vitaminsiz çocuğu da kendine.&amp;nbsp;Bizim&amp;nbsp;senkronize bir biçimde&amp;nbsp;hamile kalmamızın kime ne gibi bir faydası olacak ki, hem hiç iki erkeğin;&amp;nbsp;"Gökhan abi bu gece&amp;nbsp;hanımları&amp;nbsp;eş zamanlı bafiliyoruz tamam&amp;nbsp;mı"&amp;nbsp;diye sözleştiklerini duydunuz&amp;nbsp;mu hiç? Duyamazsınız çünkü çok saçma. Onlar en&amp;nbsp;fazla iki rusla kollektif bir çalışma&amp;nbsp;ihtiyacı duyarlarsa telefonlaşarak&amp;nbsp;bir ekip çalışmasına girerler.) Neyse uzatmayalım, ben ilişkilere olan inancımı tazelemek için bu rüya çiftlerle tatile gittim,&amp;nbsp;gittim de Antalya'da&amp;nbsp;hava gölgede 60 derece, kızlar da hamile olunca, dokanır diye&amp;nbsp;Derya Baykal gibi klimayı da vurduramıyorum, sahabeler gibi bütün gün pareomla gölgede oturup,&amp;nbsp;sabırla hafta sonu&amp;nbsp;hac ziyaretimin bitmesini bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz&amp;nbsp;hafta sonumuzu&amp;nbsp;Mekke&amp;nbsp;ateşiyle geçiririken, eniştelerimin Anadolu Ateşi cevvalliğinde otelin bütün aktivitelerine katılmaları fena halde canımı sıkıyordu. Gökhan ve Serkan&amp;nbsp;adeta gençlik kampına gelmiş ergen&amp;nbsp;heyecanıyla havuz oyunlarına, 8 yaş kategorisi için&amp;nbsp;düzenlenen&amp;nbsp;dart atışlarına katılıp,&amp;nbsp;akşam&amp;nbsp;yemeklerinde&amp;nbsp;yaba gibi elleriyle&amp;nbsp;su topunda caanım turistlerimizin suratlarına patlattıkları&amp;nbsp;smaçlarla övünüp, arada da gözleme yemeye koşarak, özerkliğini ilan eden tatillerine devam ediyorlardı.&amp;nbsp;Ben;&amp;nbsp;hamilelikle&amp;nbsp;ruhsal geçiş hızları&amp;nbsp;&amp;nbsp;katmerlenen&amp;nbsp;anne adaylarımızın&amp;nbsp;bu duruma ne zaman gen&amp;nbsp;soru vereceğini düşünürken, gece 12&amp;nbsp; gibi bir anda odamın kapısı yumruklanmaya başladı. Kapıyı bir açtım, kuzenimle Ebru&amp;nbsp;gözlerini Sedat Bucak gibi&amp;nbsp;açarak bana bakıyorlar. Hayırdır diyemeden, "Ayşe!;&amp;nbsp;Gökhanla Serkan hala odaya gelmedi, tellerini de açmıyorlar nerde bunlar diye bana hesap sordular. Bende sanki biliyorda saklıyormuş gibi hık&amp;nbsp;mık yaptıktan sonra; "boşverin yaa gelirler şimdi langırt oynuyorlardır" diyecek oldum, kuzenim "başlarım onların bitmeyen oyunlarına" diye hızla koridorda yürümeye başladı,&amp;nbsp;daha dur&amp;nbsp;etme tutma diyemeden arkasından hamile olmasına rağmen şaşılacak bir hızla Ebru depar attı. Biz; 2 tam,&amp;nbsp;1 öğrenci&amp;nbsp;geceliklerle&amp;nbsp;merdivenlerden&amp;nbsp;koşarken bir de ne görelim; lobiden camlı bölme ile ayrılan&amp;nbsp;bahçede, Ebru'nun kocası&amp;nbsp;büyük enişte Serkan bir rusla salıncakta sallanmasın mı? Kuzenim&amp;nbsp;eli karnında tedirgin bakışlarla etrafı tararken, kadraja yine vizesiz bir ülkenin güzeliyle kumsalda&amp;nbsp;hicretten dönen kumlu ayaklı Gökhanım girmesin mi? "Allaaaah tutmayın küçük enişteyi" dememe kalmadı Ebru; "Serkaaaaan Allah cezanı versin Serkan ben 2 saattir yukarda&amp;nbsp;ayaklarıma&amp;nbsp;masaj yapıcaksın diye Aloa Veramla&amp;nbsp;bekliyim sen elin kadınlarıyla lunapark fantazisi yap!" diye bağırdı.&amp;nbsp;Bu talihsiz tesadüfün şokunu üzerinden atamayan Serkan&amp;nbsp;kireç gibi suratıyla Ebru'nun yanına&amp;nbsp;fırlayarak "Aşkım vallahi kız hayatında hiç salıncağa binmemiş ben de&amp;nbsp;nasıl sallanılır onu gösteriyodum yemin ederim diye&amp;nbsp;cılız bir çabaya girişecek oldu, kuzenim daha fazla dayanamayarak, en iyi çıkış yapan kadın sanatçı adaylığını açıkladı ve&amp;nbsp;küçük enişteme; "Ahh Gökhaaaan Ah Gökhaaan&amp;nbsp;sen de gece gece eşşek kadar kıza yürümeyi mi öğretiyodun, yoksa deniz kenarında tay tay mı yaptırıyodun hııı" diye şarladı.&amp;nbsp;Richter ölçeği ile 8.4 şiddetinde gümbürtü çıkaran bu çemkirmenin üzerine Gökhan&amp;nbsp;kuzenime yalvaran bakışlarla usulca yaklaşarak;"Bitanem annemin üstüne yemin ederim ki kız odasını&amp;nbsp;bulamamış ben de gösteriyodum" dedikten sonra, ben bile kuzenimin&amp;nbsp;Tolga Abi Anaokulu'ndaki&amp;nbsp; çocukları&amp;nbsp;dahi kıskandıracak bu IQ dolu açıklamaya&amp;nbsp;nasıl bi reaksiyon vereceğini&amp;nbsp;merak etmeye başladım. Gebe yüreği en az biricik arkadaşı kadar yanan kuzenim önce derin bir nefes aldı, sonra hamilelere has o tanıdık stille&amp;nbsp;karnını ve belini &amp;nbsp;tutarak sakince; "Tamam Gökhancım tamam hiçbir şey demiyorum sana; ben&amp;nbsp;bu üzüntü ve stresle erken doğum yaparım, çocuğumuz gelişemez, sen de bellboylukla meşgul olduğun için bebeğimize yürümeyi tek başıma öğretirim" dedi ve&amp;nbsp;Ebru'ya yaptığı bir&amp;nbsp;baş hareketiyle alfa dog gibi beraberce merdivenleri çıkmaya başladılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkalarında bıraktıkları enişte enkazı&amp;nbsp;ters köşe olmanın verdiği şaşkınlıkla&amp;nbsp;bir süre etrafa yavru köpek bakışları fırlattıktan sonra,&amp;nbsp;pişmanlık yasasından yararlanmak için asil eşlerinin peşlerinden koşmaya başladılar. 2 pasif tatminsiz eniştenin ve iki güçlü anne adayının arkasından bakarken; "Vay bee dedim&amp;nbsp;işte gerçek kadınlar; gelen pası önce havaya dikip yükselttiler, sonra&amp;nbsp;göğüslerinde yumuşatıp ajite ettiler,&amp;nbsp;şimdide bu kozu yıllarca kullanabilmek için dırdır etmeden sakinleştiler." Bu şık hat trickle, zavallı Gökhan ve Serkan'ın ömür boyu başka bir ırka saat bile soramayacağına emindim artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-1639386101244588053?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/1639386101244588053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/06/tatminsiz-erkekler-gercek-kadnlar.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/1639386101244588053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/1639386101244588053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/06/tatminsiz-erkekler-gercek-kadnlar.html' title='Tatminsiz Erkekler - Gerçek Kadınlar!'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-2382903180045787557</id><published>2010-03-02T02:25:00.000-08:00</published><updated>2011-08-04T03:40:04.356-07:00</updated><title type='text'>Erkekler, Yalanlar ve Mango!...</title><content type='html'>Sevgili gönül dostları, bugün köşemde ele alacağım konu; Yalan!!! (Konuyu görünce özellikle erkeklere bir titreme geldi değil mi??)&amp;nbsp;Önce ufak bir tanımla erkeklerin o melun ve kronik hastalığı olan "Yalan"ı hatırlayalım sonra da türlerine göre maddelere ayıralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalan", çoğu zaman hayat kurtaran, yakalandığında ise tatsız sonuçlar doğuran, yer kabuğu soğuduğundan beri insanlığın lugatında olan bir organizmadır.&amp;nbsp;Bu organizma zaman zaman "Otrivin Burun Spreyi" işlevi görerek tıkalı olan ilişkilerin nefesini açarken,&amp;nbsp;bazen de ilişkinin sonunu&amp;nbsp;getirebilir. Yalanla gerçek arasında&amp;nbsp;öyle ince bir&amp;nbsp;çizgi vardır ki&amp;nbsp;çoğu zaman bilmek istediğiniz şeylerle bilmek istemediğiniz şeyler birbirine karışır&amp;nbsp;ve acaba doğrusunu öğrenmesem&amp;nbsp;daha&amp;nbsp;mı iyiydi, şimdi bütün huzurum kaçtı bile der&amp;nbsp;insanoğlu.&amp;nbsp;Ama ben bu yazımı; &amp;nbsp;iflah olmaz bir şekilde gerçeklerin peşinden koşan, erkeğinin yalanını ortaya çıkarmak için "CSI Miami" taktikleriyle ipucu çözen, yakaladığında o yalanı en az 45 yıl adamın başına kakan, sevgi dolu, paranoyak, eşsiz, sevilesi kahve çay ikram edilesi Türk Kadınları'na armağan ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu hayatta en çok erkeklerin&amp;nbsp;ağzından duyduğumuz, çağımızın ince hastalığı olan "Yalan",&amp;nbsp;ünlü türk dervişi Derya Tuna'nın da&amp;nbsp;dediği&amp;nbsp;gibi, tıpkı çapkınlığın İbrahim Bey'e çok yakıştığı&amp;nbsp;gibi, en çok&amp;nbsp;erkek kısmına yakışmaktadır. Tabi o yalanlar yakalanınca, erkeklerin o çok yakışan ağızlarına itinayla s..ç..ır ya neyse.&amp;nbsp;Dilerseniz bu&amp;nbsp;yalanları madde madde inceleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1- Beyaz Yalan; "Nam- Diğer Çabucak Geçiştirme"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler bu tip yalanları en çok gündelik hayatta kullanırlar,&amp;nbsp;bu tip beyaz yalanlar için kafalarını&amp;nbsp;yormadan varoluşlarından itibaren kazandıkları üstün Alman geçiştirme kabiliyetleriyle gün içerisinde&amp;nbsp;hayatlarını kurtarırlar. Mesela iş seyahatiniz yüzünden 1 haftadır ayrı kaldığınız, sizi havaalanına kadar&amp;nbsp;karşılamaya gelen sevgilinize arabaya bindikten 10 dakika sonra mucizevi bir buluşla sorduğunuz; "Eveeeet Maeehmmet beni özlemiş misin bakalım", sorusunun cevabı, hemen "Çooook"&amp;nbsp;diye duraksamadan yapıştırılacaktır. Halbuki Maaeehmet o anda&amp;nbsp;kendisine E-5 ten mi gitsek sahilden mi, 45 dakkada evde olsak maçın ikinci yarısına yetişir miyiz gibi sorular sorarken, trafikte&amp;nbsp;önüne kıran arabaya da tatlı tatlı küfretmektedir. Bu yüzden&amp;nbsp;Mehmet'in bu duygu yoğunluğu arasında&amp;nbsp;verdiği "Çoook" cevabının kıymetini biliniz ve cevaptan tatmin olmayarak yol boyunca kafanızı pencereye çevirerek trip atmayınız Ey Kadınlar! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2- Turuncu Yalanlar; "Asla&amp;nbsp;Sevgiliye&amp;nbsp;İletilmeyen Komplimanlar"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tip turuncu yalanlar erkeklerin genellikle oynak iş arkadaşlarına, Facebook/MSN gibi sohbet flört&amp;nbsp;sitelerinde sizden&amp;nbsp;gizli yazıştıkları eski&amp;nbsp;dostlarına ya da mecburen dost kaldıkları kadınlara&amp;nbsp;söyledikleri yalanlar olup sizin&lt;b&gt; bu tip yalanlarla karşılaşma ihtimaliniz, İnsan Kaynakları Danışmanınızın iş yerinizdeki probleminizi çözme ihtimali kadar azdır, yani imkansızdır. &lt;/b&gt;Ama &lt;b&gt;e&lt;/b&gt;rkeğinizin bu&amp;nbsp;Washington Portakal&amp;nbsp;tadındaki yalanları başka kadınlara söylediğine şahit olursunuz çünkü komşunun tavuğu komşuya hep kaz görünür. Örneğin, sevdiceğinizle ortak bir arkadaşınızın düğününe gitmeden haftalar evvel, ne giyeceğim ne takacağım nasıl kilo vereceğim derdine düşen sizler,&amp;nbsp;kuaförünüzün kafanıza kuşu da kondurulmasıyla davete hazır olurken,&amp;nbsp;içi dışı bir erkeğiniz sizi arabayla alır ve suratınıza bir kot bir t.shirt&amp;nbsp;giymişsiniz gibi mal mal bakarak yola devam eder. Ama&amp;nbsp;davetin yapıldığı odaya girdiğinizde aynı masaya denk geldiğiniz Kibariye'den hallice hemcinslerinize turuncu komplimanları ardı ardına patlatır: "Ne kadar hoşsun bu gece Özgecim, Aaaa şu şıklığa bakar&amp;nbsp;mısınız kiloda mı verdin sen Tuğçecim!!!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maşallah hassas tartı gibi&amp;nbsp;kadınları tartarak iltifat eden bu adama, içinizden&amp;nbsp;boyun devrilsin diyerek peçetenizi&amp;nbsp;önünüze alıp kös kös oturmaktan başka çareniz yoktur.&amp;nbsp;(Aslında&amp;nbsp;vardır; şu anda ben de çoğu zaman bu durumu kabullenerek yutan oturan kadınlar mutlu olsun diye yalan söyledim ama&amp;nbsp;çareniz var tabi her zaman&amp;nbsp;bir hal çare vardır.&amp;nbsp;Misal beni ele alalım; kendimi özel hissetmediğim, sevgilimin bana değilde başkalarına iltifatta sınır tanımadığı&amp;nbsp;zamanlarda en sevdiğim şey tuvalete gidiyor gibi yapıp oradan fıymak, koşarak o davetten kaçmaktır. Aaa nedir yani ben hariç herkese beğenilerini belirten adam için &amp;nbsp;hayat boyu şöför mahalinin yanında oturamam.(İmza Şöför Nebahat!)&amp;nbsp;Görevimi tamamlayıp, Semra Özal ve Papatyalar gibi Türk Kadınına mesajımı&amp;nbsp;da verdikten sonra diğer bir kategoriye geçebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3- Yakalanan Yalanlar; İnkar&amp;nbsp;Denen O Tatlı His!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanın&amp;nbsp;ironisi yakalanmamasında yatar, yakalandığı noktadan sonra muhakkak ki acı&amp;nbsp;gerçek&amp;nbsp;statüsüne geçiş yapar. Bu tip yakalama ve yüze vurma durumları, erkeklerin şaşkın halleri, heyacandan pıtır pıtır ter dökmeleri ya da suçluluk duygusuyla can hıraş bağırmaları için bile uzatalabilir keyfi çıkarılabilir. Mesela&amp;nbsp;bir arkadaşım ben bu akşam iş için 9 uçağıyla Ankara'ya gidiyorum diyen sevgilisini saat&amp;nbsp;10.00 da aradığında, adam kıza söylediği yalanı unutarak armut gibi telefonu açıp "Alo" dedi. Bunun&amp;nbsp;üzerine arkadaşım; "Uçaktaysan neden telefonun açık?" diye sorarak,&amp;nbsp;adamı yaratıcılığıyla başbaşa bıraktı. Cevap takdire şayandı; "Bitanem&amp;nbsp;THY en cesur uçak yolcusunu seçiyormuş bugünkü uçuşlarında, kazanana da 10 bin&amp;nbsp;mil veriyormuş, ben de&amp;nbsp;dedim ki ben bu telefonu açarak konuşa konuşa Ankara'ya giderim arkadaşşş,&amp;nbsp;Aşkım Allahtan aradında 10 bin mil kazandık cesaretimizle çok şükürr, şimdi kapatıyorum telefonu çünkü kokpitten beni tebriğe geldiler!!!" Yuhhh hakkaten bir de sizi de ortak etti yalanına. Ama sınırları zorlayan uğraşılmış kaybetme korkusuyla söylenmiş bir yalan afferim; Yersen Lüpen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4-&amp;nbsp;Komplike Yalanlar; Şizofreni Başlangıcı!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tip yalanların tahrip gücü yüksek olmakla birlikte&amp;nbsp;duyulduğu görüldüğü yerlerde koşarak uzaklaşılmalıdır.&amp;nbsp;Bunlar, sevgiliniz eski sevgilisiyle mesajlaşırken pat diye "mesaj kimden hayatım" dediğinizde, hııı diyip zaman kazandıktan sonra, rahat ve geniş bir ifadeyle&amp;nbsp;"kuzenim yaa pazar aile yemeği var mı onu soruyo!" demesine benzemez.&amp;nbsp;Yine de&amp;nbsp;Haiti Depremi kadar yıkıcı bu kategorideki yalanlarda gülümsenecek bir yan bulunur her zaman.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Benim en yakın arkadaşlarımdan birinin başına gelen gerçek bir olayla bu yalan meselesine noktayı koymak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım 2 yıldır birlikte olduğu sevgilisiyle çok mutluydu, adamın "Erken uyuyorum aşkım akşam 9.00 dan sonra arama" demesi bile onu şüphelendirmiyor, Facebook'a ayaklarının resmini koyup albüm yapan&amp;nbsp;sevgililer kadar neşeli, hayat dolu bir ilişki yaşıyorlardı.&amp;nbsp;Bir gün beni aradı ve&amp;nbsp;"Ayşe bu adam beni galiba aldatıyo" dedi. Bu tip konulara asla kayıtsız kalamayan bünyem sayesinde hemen sorular hazırladım ve; "Emin misin canım,&amp;nbsp;neyinden şüphelendin bak&amp;nbsp;emin diilsen huzurunuz bozulmasın" diye aklıma gelen bütün hoşgörülü ve aklı selim açılımları sundum.&amp;nbsp;(Zaten kadın kısmı böyledir konu arkadaşıysa dünyanın en mantıklı en aklı başında fikirlerini üretirken, kendisi şüpheye mahal veren en ufak bir detay yakaladığında; misal&amp;nbsp;telefonu 8. çalıştan sonra açıldığında "Bana bak, sen beni aldatıyo musun?&amp;nbsp;Zaten günlerdi fısır fısır telefonda konuşmalar, mesajlarıma maillerime geç cevap vermeler senin saçını başını yırtarım diye o vakur duruşu elden bırakarak adamın üstüne Bengal Kaplanı gibi atlar.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse konumuza dönelim, ben ve arkadaşım bir ipucu bulmak için atladık arabaya adamın&amp;nbsp;oturduğu eve gittik.&amp;nbsp;Apartmandan içeri girdiğimizde kapıyı her apartmanın maaşlı çalışanı meraklı ve yaşlı&amp;nbsp;bir teyze açtı ve başladı sormaya? "Neye baktınız kime baktınız kime geldiniz ne istediniz?" Ben de üstün Alman Uydurma kabiliyetimle&amp;nbsp;dedim ki; (dikkat edin erkek doğru olmayan birşey söylerse Yalan!!!, kadın söylerse "Uydurma" dır. Neden çünkü "Uydurmak" daha naif, daha nonnik, daha tatlı daha zararsızdır!); "Teyzecim biz Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü'nden geliyoruz bu apartmanda kaç kişi oturuyor kaç yaşındalar bir anket yapıyoruz gelecek nüfus&amp;nbsp;sayımı için" dedim. Bunu duyan&amp;nbsp;Teyze, devletin yükünü hafifletecek olmanın verdiği o ulvi duygu ile başladı bülbül gibi&amp;nbsp;şakımaya. "Şu katta şunlar bu katta bunlar, 2. katta karı koca iki öğretmen oturur, Adapazarlılar gelenleri gidenleri çok olmaz." Teyze isim ve yaş sınırlamasına takılmadan, apartman sakinlerinin sosyal statulerinin de altını çiziyordu. Ve geldi 3. kata; "3. katta Hakan Bey ve eşi bir de minik kızları Ela oturuyor, çocuk&amp;nbsp;da 4 yaşında dünya güzeli!!!" dediğinde arkadaşıma döndüm ve onun kül gibi yüzünü gördüm.&amp;nbsp;Teyzeye çabucak teşekkür ederek arabaya bindik ve hızla adamın iş yerinin önüne&amp;nbsp;geldik. Napıcağımızı&amp;nbsp;da tam kestiremiyoruz.&amp;nbsp;Yüzüne mi vursak, karısına mı söylesek, yoksa en iyisi hiç görüşmesek mi bilemiyoruz.&amp;nbsp;Ben ufaktan şaşkınlığımı üzerimden atarak küfür etmeye&amp;nbsp;başlamıştım ki arkadaşım daha fazla dayanamayıp pislik herifi aradı, sinir içinde aşağı yukarı yürürken bir ara; "Koskoca 2 yıl boyunca bana bir tane bile hediye&amp;nbsp;almadıııın pinti herifff demek ki masrafın çokmuş" diye bağırdığını duydum. Sonra travmatik anlarda&amp;nbsp;bile kadınların nelere takıldığını düşünüp gülmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu&amp;nbsp;kabus olayın üzerinden 1 hafta geçti geçmedi arkadaşıma destek ziyaretleri yaptığım bir sırada kapı çaldı ve bir paket geldi, paketin üzerinde&amp;nbsp;de bir kart&amp;nbsp;&amp;nbsp;"geç kalmış bir hediye..." yazılı. Hemen anladık tabi hediyenin Hakan görünümlü Kaya Çilingiroğlu'ndan geldiğini. Bizimki paketi açmadan çöpe atıcaktı ki&amp;nbsp;durdurdum. Atma yaa dedim aç şunu,&amp;nbsp;bak bakalım ne almış. Sen bu hediyeleri hakettin, beğenmezsen de gider değiştiririz.&amp;nbsp;Arkadaşım önce bu teklifimi saçma buldu ama yarım&amp;nbsp;saat sonra kendimizi&amp;nbsp;City's Alışveriş Merkezi'ndeki Mango'ya girerken bulduk. Mağdure kız kardeşim 3 parça hediyeyi kasaya uzattı&amp;nbsp;ve "bunları başka bir şeyle değiştirmek istiyorum" dedi. Satıcı kızın verdiği cevap&amp;nbsp;erkek&amp;nbsp;cinsini tekrar sorgulamamıza sebep oldu: &lt;br /&gt;"Hanımefendi bu ürünleri değiştiremezsiniz çünkü&amp;nbsp;Mango Outlet Mağazamızın Defolu Ürünler Reyonundan alınmış" dedi!! Arkadaşım&amp;nbsp;2 yıllık ilişkisi gibi defolu olan kıyafetlere bakarak bi anda delirdi ve; &lt;br /&gt;"Allah belanı versin Hakaaan&amp;nbsp;evli olman yetmedi, bi de beni&amp;nbsp;Outlet&amp;nbsp;hediyelerinle rezil ettin, hem de Mango ya yaaaa" diyerek Mango'dan da&amp;nbsp;Hakan'dan da koşarak uzaklaştı...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-2382903180045787557?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/2382903180045787557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/03/erkekler-yalanlar-ve-mango.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/2382903180045787557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/2382903180045787557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2010/03/erkekler-yalanlar-ve-mango.html' title='Erkekler, Yalanlar ve Mango!...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-6337070795609883626</id><published>2009-12-14T04:34:00.000-08:00</published><updated>2009-12-14T05:53:55.135-08:00</updated><title type='text'>Facebook'da Medeni Haller...</title><content type='html'>Bir süredir işlerimin yoğunluğu sebebiyle ara verdiğim yazılarımı (sadece blog yazdığımı sanmayın bende sizler gibi 8.00-5.00 çalışan etten kemikten bir insanım ya da yazarla daha sıkı bir bağlantı kurabilmeniz için ben de sizdenim kıtırları atıyorum:)&amp;nbsp;gecenin kör vakitlerinde ve İsmail YK nın duyar duymaz vurulduğum "Facebook" adlı güzide eseri sayesinde ilham gelmesi sonucu tekrar yazmaya başladım ve&amp;nbsp;sizleri feysbuk adlı çokça popüler ve&amp;nbsp;hepimizin iş hayatının vazgeçilmezi olan sitede yer alan medeni haller&amp;nbsp;kutucuğunun doldurulurkenki ruh hali hakkında aydınlatmak istedim.&amp;nbsp;Yazımda zaman zaman ingilizce kelimeler kullanacak olsam da, çünkü bu feysbuk denen site bir gavur icadı olup bazı kelimeler türkçeleştirilememektedir, yanlarına hiç üşenmeden türkçelerini yazacağım ve bunu sırf siz sevgili&amp;nbsp;okurlarıma&amp;nbsp;hizmette sınır tanımadığım için yapacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle&amp;nbsp;feysbuka girmek ve tutunmak öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değildir, bir kere bunu adeta meslek edinen o sitede yaşayan insanlar vardır.&amp;nbsp;Feysbuk kullanıcıları sayfalarında o günkü ruh hallerini ve gündemi yakalayan statulerini (durumlarını) yazarken, önce sabah ezanıyla kalkar parmaklarını açar gerer, adeta Pekin Olimpiyatlarına hazırlanıyormuş gibi&amp;nbsp;bir disiplin ve ciddiyetle ısınır, en ilgi çekici mesajı en etkili mottoyu bulmak için kendilerini paralarlar. Bunca hazırlıktan sonra güncel statu hazırsa vakit kaybedilmeden&amp;nbsp;kişisel sayfaya ileti olarak yazılır. Bu bazen çok tutan bir diziden vurucu bir cümleyken (bkz. EZEL) bazen "Amazonlar Ağlamaz" gibi eski sevgiliye verilmeye çalışılan&amp;nbsp;bir mesaj olabilir neyse uzatmayalım ileti itinayla sayfaya yazılır.&amp;nbsp;Sonra bitmeyen bir süreç başlar, nefesler tutulur, erketeye yatılır; bakalım kaç kişi bu statu ile ilgilenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş listesinde sosyal çevresi&amp;nbsp;kadar çapı olan insanların&amp;nbsp;günlük durumlarını betimleyen bu cümleler diğer arkadaşlarına haber olarak gittiği&amp;nbsp;anda, bu amatör olimpiyatçıların&amp;nbsp;iletileri&amp;nbsp;şanslılarsa arkadaşları tarafından&amp;nbsp;bir el hareketiyle beğenilir (likes this)&amp;nbsp;takdir edilir, yorum yapılır,&amp;nbsp;çok gülünüp sevildiyse "hihoho" "ahahaha" "ehuehuehu" gibi nidalarla statunun yazarına cömertçe coşku&amp;nbsp;verilir,&amp;nbsp;o&amp;nbsp;garibanda halkın nabzını elinde tutmanın verdiği gazla bir sonraki statusünü düşünmeye başlar, görevi büyüktür ve herkes ondan daha iyisini beklemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayacağınız zordur feysbukta ilgiyi ayakta tutmak. Ama en zoru o insanları kendi sayfanıza çekmişken medeni halinizle ilgili doğru mesajı vermektir.&amp;nbsp;Bu sebeple toplumsal kaygılarla, kişisel kavgalarla harmanlanan feysbuk sayfasındaki medeni haller&amp;nbsp;kutusu&amp;nbsp;adeta&amp;nbsp;bir ritüel gibi doldurulur. İlişkinin akibeti, verilmek istenen mesaj ya da&amp;nbsp;yanlış mesaj vermeme kaygısı&amp;nbsp;sebebiyle&amp;nbsp;gecelerce düşünülerek değiştirilir düzeltilir yenilenir o kutucuk. Dilerseniz bu ruh hallerinin hepsini&amp;nbsp;sitede yer alan isimleriyle&amp;nbsp;listeleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1- In a relationship (Türkçesi İlişkim Var&amp;nbsp;A Dostlar) :&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;Bu ekibin genellikle tuzu kurudur, feysbukda&amp;nbsp;medeni halinin ilişkim var olarak görünmesinin anlamı, bu&amp;nbsp;sitede sadece eski&amp;nbsp;arkadaşlarımı&amp;nbsp;bulmak, biraz kafa dağıtmak, video seyretmek&amp;nbsp;eğlenmek için&amp;nbsp;bulunuyorum karıyla kızla işim yoktur.&amp;nbsp;Hele bir de ilişkim var kutucuğu&amp;nbsp;isimlerle tanımlanmışsa örneğin "Ayşe nin&amp;nbsp;Ali ile ilişkisi var" yazıyorsa bu demektir ki Ali çok yürekli, cesaretli Ayşe ile ilişkisini yedi düvele ilan etmekten kaçınmayan civan mert bir delikanlıdır yani Ayşe'nin havasından geçilmez artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bazı cool(havalı) çiftler ilişkim var&amp;nbsp;kutucuğunu doldurur fakat sevdiceklerinin isimlerini&amp;nbsp;vermekten kaçınırlar. Bunun anlamı biz birbirimize o kadar güveniyoruz ki neden elalem kimle beraber olduğumuzu bilsindir.&amp;nbsp;Bu ilişkilerin sonu genelde hüsranla ve çok cool bi biçimde biter&amp;nbsp;o ayrı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı körpe çiftlerde feysbuka halasının dayısının girmesi ve "Ceyhan" da oturan halanın kızcağızın ilişkide olduğu adamı gördükten sonra akşamı zor ederek&amp;nbsp;babayı arayıp "Abiii, Gülcan Ahmet diye bir oğlanla konuşuyor haaa" diye felaket tellallığı yapmasından çekinerek bu&amp;nbsp;statunun hakkını veremezler. Ama bu sobayla ısınan kırsal aşıklara saygımız sonsuzdur çünkü baba dayağı başka hiçbirşeye benzemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- It's Complicated (Kafam Çok Karışık!) :&lt;/strong&gt; İlişki kutucuğunda bu açıklamayı gördüğüm kimseler için hep hüzünlenirim çünkü bunlar akacak mecra bulamayan, bir türlü mesut olamayan, olmayacak adamların peşinde koşarak onları ilişkiye ikna etmeye çalışan kadınlardır.&amp;nbsp;O beyni&amp;nbsp;2 gigabyte olan&amp;nbsp;adamlara feysbukta ilişkim var yazdıramıyarak mesaj kaygısına düşen sonunda da bir "kafam çok karışık" mesajı patlatarak adama&amp;nbsp;taklacı güvercinler gibi haber&amp;nbsp;salan bu tazelere bir sitemim var. Ah be canım! o adam&amp;nbsp;senin o mesajını görüp insafa gelir mi&amp;nbsp;sanıyosun, bunca yaş devirdin hala bu cin fikirli şeytan şappalaklarının merhamet edeceğine mi inanıyosun? El insaf senin&amp;nbsp;ilişki kutucuğuna kafam karışık yazdığın anda adamın kafası çok rahattır. "Tamam" der&amp;nbsp;bu da bana&amp;nbsp;2 günde mesaj vermeye salya akıtmaya&amp;nbsp;başladı, ilişki istiyo bağlılık istiyo, amman hacı hemen topuklıyimde salça olmasın der ve bir başka kadına kafam çok karışık yazırdırana kadar seke seke çaydan geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3- Single (Ben bir Apaçiyim):&lt;/strong&gt; İşte en sevdiğim&amp;nbsp;insan türü. Bu apaçilerin&amp;nbsp;niyeti çok açık ve nettir "Sevişmek" Dünya üzerindeki kadınların çoğuna&amp;nbsp;din dil ırk boy pos demeden tatlı tatlı hisler besleyen bu grup hep&amp;nbsp;pusuda bekler, feysbukta çadır kurar ve orada yaşar. Bunların hep bir ümidi vardır, çok büyük bir iyi niyetle tanımadıkları kızların onları bilgisayar başında çıplak beklediğini düşünür ve apaçiliğin bir üst mertebesi olan komençeroluğa ulaşarak bütün kızlara "çok tatlısın" ya da "sen nasıl bişeysin öyle" &amp;nbsp;gibi yükte hafif pahada daha hafif&amp;nbsp;mesajlar atarlar.&amp;nbsp;Amaç bellidir; "Ya Tutarsa!".Yeterki bunların mesajına bir geri dönüş yapılsın yeter ki bir Allah selamı verilsin, bitmiştir o kız, sabaha kadar topla tüfekle ağır sanayi hamlesiyle saldırır düşer kalkar yılmaz gene&amp;nbsp;saldırır ekmeklerini çıkarana kadar&amp;nbsp;uğraşırlar. Ama en&amp;nbsp;nihayetinde kötü çocuklar değildir hiçbiri hatta&amp;nbsp;bütün erkeklerin hedefi aynıdır ama o konsantre portakal kadar romantik tipler&amp;nbsp;daha lirik ve şiirsel ifade ederlerken çiftleşme&amp;nbsp;arzıularını, bunlar 7/24 cigerden söylerler. Eeee ne diyelim umut fakirin ekmeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu single (bekar) ların başka bir &amp;nbsp;türü vardır "uzun ilişkiden çıkan taze bekarlar". Bunların&amp;nbsp;amacı da uzun&amp;nbsp;vadede yeni yeni büyüklü küçüklü uzunlu kısalı insanlarla halvet olmaktır&amp;nbsp;ancak enteresandır yaşadıkları uzun mu uzun ilişkiler boyunca&amp;nbsp;bu niyetleri hiç anlaşılamamaktadır. O sadakat yeminleri ettikleri yıllar boyunca tomurcuk sevgililerine "seninle hayatım şöyle güzelleşti, eski ve serkeşt halimden eser yok şimdi" diye naralar atıp, feysbuka sırf senin için girdim gece&amp;nbsp;dışarı sırf sen istedin diye çıkıyorum" diye gazozlar içirselerde,&amp;nbsp;sizden ayrılır ayrılmaz zembereklerinden boşalmış gibi sağa sola&amp;nbsp;kuru sıkı ataeş etmeye başlarlar.&amp;nbsp;Bunlar&amp;nbsp;önce dünya için çok mühimmiş gibi 6 milyar dünyalıya bekar olduklarını duyurmak için&amp;nbsp;medeni hal kutucuklarını single'a (bekara) çevirir sonra da başlarlar eski sevgili, arkadaş yoldaş sırdaş&amp;nbsp;selamlaş&amp;nbsp;çer çöp ne varsa arkadaş listelerine eklemeye. Bakın derler bakın beni&amp;nbsp;daha&amp;nbsp;kimse adam edemedi ben o cendereye girmem yine bekarım yine sizinim benim naçiz vücudumdan faydalanııııın.&amp;nbsp;Tabi bunları da Allaha havale etmekten başka&amp;nbsp;çıkar yol&amp;nbsp;yoktur ama olacak olan şudur;&amp;nbsp;bu kırk bir pare top atışıyla&amp;nbsp;bekarlığını kutlayarak&amp;nbsp;etrafa saldıranlar 3 ay sonra&amp;nbsp;gecenin 3 ünde size "nasıl gidiyor hayat..." ya da&amp;nbsp;"özledim...&amp;nbsp;"&amp;nbsp;;(ama muhakkak&amp;nbsp;anlam kayması yaşanmaması için üç nokta koyarlar)&amp;nbsp;diye mesaj atarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;4- Married (Evliyiz, Düğün Resimlerimizle Döveriz): &lt;/strong&gt;Bunların bazıları ayrı ayrı feysbuk hesabı açtıkları gibi, yürekten bağlılık yemini edenlerinde ortak hesap açma hastalığı görülür.&amp;nbsp;Tabi eski&amp;nbsp;arkadaşları bulmak için herkesin adını soyadını da&amp;nbsp;bu paylaşım sitesinde kullanması gerektiği için ortaya brezilaylı futbolcularınki gibi enteresan profiller çıkar mesela "Hümeyra De Sozua Alex Cardinale Sanchez Şatıroğlu" gibi bir evli çifte&amp;nbsp;rahatlıkla&amp;nbsp;feysbukta rastlayabilirsiniz. Bunlara kısaca evliliğin paralize ettiği "GDO lu&amp;nbsp;Çiftler" diyebiliriz. Yani bu ne şimdi anladık çok seviyosunuz birbirinizi, anladık kızlık soyadından bile taviz vermek istemiyosun, anladık adam feysbukda dursun kontrolu elimde olsun diyosun ama bize bu eziyeti niye yapıyosun kardeşim "El Codrobez Yapı Kooperatifleri" gibi sayfayı her açtığımızda o şaşaalı ismi görmek zorundamıyız. &lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bir de bu evlilerin tarafı kadın olanları muhakkak&amp;nbsp;profillerine gelinli damatlı çiçekli sepetli pastalı şampanyalı resimlerini koyarlarki bu da biz evlendik&amp;nbsp;ama sanmayın ki yalan söyledik aha da kanıtı diye&amp;nbsp;albüm albüm kapak kapak düğün&amp;nbsp;sabahına&amp;nbsp;uyandıkları günden başlayarak&amp;nbsp;hazırlanma süreçlerine, nikahlarından, balayılarından döndükleri güne kadar resimlerini herkeslerle paylaşırlar. Resim altlarına yapılan&amp;nbsp;yorumlara da kibarca ve mahçupca&amp;nbsp;teşekkür ederek muzaffer bir edayla "darısı da senin başına bitanem"&amp;nbsp;yazmayı asla ihmal etmezler (onların da bir kabahati&amp;nbsp;yoktur aslında, evlilik bir kurumdur kurumsal hayatın da ilkeleri vardır.)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SyYyRYmIIPI/AAAAAAAAACA/0tzR0cZQJjA/s1600-h/facebook-2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" rs="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SyYyRYmIIPI/AAAAAAAAACA/0tzR0cZQJjA/s320/facebook-2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bazı evli çiftlerin sayfalarında ise ne albüm ne düğün ne gelinlik ne papyon görünür hatta sadece çocuklarının resimleriyle donattıkları&amp;nbsp;sayfaların da vermek istedikleri mesaj şudur&amp;nbsp;"çocuk çok başka bişey ben evlendiğimi şimdi anladım." Pehhh! çocuk için evlenmiş ve evliliklerinin en az 7. yılını geride bırakmış bu kimseler çocukları mıçsa bunu feysbuktan ilan etmekte sakınca görmezler ve "Kayracık Bu&amp;nbsp;Sabah&amp;nbsp;Mıçtı" yazarlar hemen statulerine. Bi de bunların daha aklı evvel arkadaşları vardır ki onlarda otururur bu statulere "İnanmıyorum Oyaaa maşallah yaa darısı bizimkinin başına" diye yorum yazarlar. (Zannımca bir dönem hepsi kabızdan sıkıntı çekmiş ebeveynlerdir bunlar).&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5- Medeni Hali'nde Hiçbirşey Yazmayanlar (Hayattan Hep Bir Beklenti İçinde Olan Garibanlar):&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Benimde içinde bulunduğum bu grup bir zamanlar fırtınalar estirmiş sözlenmelerin nişanlanmaların kıyısından dönmüş bir çok kez&amp;nbsp;popo üstüne&amp;nbsp;oturmuş&amp;nbsp;uslanıp durulmuştur. Bu ekip artık kolay kolay aşık olmayacağını iddia&amp;nbsp;eden ama bu iddialı açıklamasını arkasını dönünce unutan, hayatının aşkını Himalayalardaki Keşişler gibi bekleyen manik depresif inişli çıkışlı&amp;nbsp;insanlardır. Ne&amp;nbsp;medeni haller kutucuğuna "Bekar" yazacak kadar&amp;nbsp;çaresiz, ne de "kafam karışık"&amp;nbsp;yazacak kadar&amp;nbsp;hayalperesttirler.Aslında bu tavırlarında gizli bir&amp;nbsp;kibir, ben seni köpek ederim elbet gibi bir meydan okuma vardır ancak bunu bir&amp;nbsp;tek kendileri bilirler, zira beklenen gittiği yerden dönmezse rezil olmak istemezler. Bu tiplerin en belirgin&amp;nbsp;felsefesi&amp;nbsp;ise "sen yoksun ben bekar geziyorum ohhh nasılda eğleniyorum"dur. Bu durumu&amp;nbsp;çarşaf çarşaf albümlerinden de görebilirz. Zira bir mekana adım attıkları saniyede fotoğraf makinelerini çıkardıkları&amp;nbsp;için 28 tane albümleri, o albümlerde de en az 50 şer resimleri olur. Arkadaşlarına da gizliden mesaj atarak; resimlerin altına&amp;nbsp;pompalayan yorumlar yapmalarını rica eder ama&lt;br /&gt;sonra hiç oralı değilmiş gibi o yorumlara cevap bile vermezler. Öyle havalı ve zavallıdırlar yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak&amp;nbsp;medeni haller&amp;nbsp;kutucuğunu boş bırakarak cool'lukta şehitlik mertebesine yükselmiş, modayı takip etmeyerek kendine yakışanı giymiş bu insanların yapması gereken; Albümdü, statüydü, arkadaştı,&amp;nbsp;davetti, etkinlikti&amp;nbsp;kovalamak değil&amp;nbsp;"Ben bu kadarım malzeme bu, gelirsen Ekim'e gelmezsennnn Pekin'e kadar...demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi&amp;nbsp;Haftalar...&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-6337070795609883626?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/6337070795609883626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/12/facebookda-medeni-haller.html#comment-form' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/6337070795609883626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/6337070795609883626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/12/facebookda-medeni-haller.html' title='Facebook&apos;da Medeni Haller...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SyYyRYmIIPI/AAAAAAAAACA/0tzR0cZQJjA/s72-c/facebook-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-5624537938814436800</id><published>2009-10-22T07:31:00.000-07:00</published><updated>2011-08-04T03:13:00.232-07:00</updated><title type='text'>Erkekler Hakkında Şehir Efsaneleri...</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Şimdiye kadar yazdığım ve yazarken de çok eğlendiğim kadınlar ve erkekler üzerine&amp;nbsp;bir şeyler daha karalamak istedim bugün.&amp;nbsp;Son zamanlarda&amp;nbsp;sıkça duyduğum ve bir şehir efsanesi haline gelen yeni gündemimiz;&amp;nbsp;"Erkeklerin&amp;nbsp;istediği an yeni bir kız bulabileceği", üzülerek&amp;nbsp;görüyorum ki bu efsanenin peşine takılan ben de dahil binlerce yoldaş var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar, erkeklerin yarattığı bu korku imparatorluğunu pompalarcasına adamları nikah masasına oturtma hikayelerini Kurtuluş Savaşı Destanı gibi anlatırlar."Ay&amp;nbsp;Nejdet benle tanıştığında evlenmekte hiç gözü yoktu, 40'ımdan önce hayatta evlilikle işim olmaz diyordu, sonra benle bir tanıştı, bir aşık oldu, dünyası şaşırdı hooop kendini&amp;nbsp;nikah masasında buldu." Eee ama sonra nooldu annem,&amp;nbsp;Nejdet hala şaşkın şaşkın bakıyor sana 12 yıldır kim bu evdeki kadın diye. Kadınlar bu efsaneyi o kadar ciddiye aldılar ki adamlara nefes bile aldırmıyorlar artık; o tuzluk kadar kocaları onlara selvi gibi, eciş bücüş&amp;nbsp;sevgilileri&amp;nbsp;cennet gibi geliyor ki&amp;nbsp;adamlar kime baksa kimle görüşse evlerine hangi kadın misafir gelse hep bir potansiyel tehlikedir iç güdüsüyle; nasıl da mutluyuz Nejdet de beni ne kadar seviyor diye işi şova döküyor servis ve hizmette kocalarına kusur etmeyerek sahnede devleşiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun tek müsebbibi elbette kadınlar değil.&amp;nbsp;3&amp;nbsp;kişi gördüğü&amp;nbsp;zaman tribün ruhuyla dile gelen erkek milleti, bu mottonun yayılması için&amp;nbsp;elinden geleni yaparak; kadınların ayağını denk almasını, adamların gönlünü hoş tutumasını, etrafta erkek kalmadığını&amp;nbsp;bayıla bayıla kitlelere yaymaya&amp;nbsp;doyamazlar. Gazı alan kadın kısmıda topukları kıçına&amp;nbsp;vurarak eve&amp;nbsp;koşar ve yelpazeyle adamı bir yellemediği kalır, sonra da "neme lazım&amp;nbsp;sinek kadar kocam olsun kafamda dursun bak elalem 37 yaşına gelmiş hala&amp;nbsp;bekar ayol" diye de içini&amp;nbsp;rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Erkekler tarafından uydurulduğuna emin olduğum bu efsanelerin bir kaçını sizinle paylaşmak isterim;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;1- Mesela bunlardan en güzeli;&lt;b&gt; "evli erkek he zaman ilgi çeker, yüzük her&amp;nbsp;daim afrodizyak etkisi yaratır teoremidir."&lt;/b&gt; Evliyken karısını aldatmasına nasıl etsem de&amp;nbsp;kılıf bulsam&amp;nbsp;diye düşünen bezelye beyinli erkeğin yardımına yetişen bu&amp;nbsp;safsata, pek çok erkeği boşanmanın eşiğinden döndürmüştür. Karısı&amp;nbsp;onu kaçak et keserken yatakta bassa dahi,&amp;nbsp;adam düşünmek için kadının ilgisini dağıttığı o&amp;nbsp;8 saniyede hemen yazmaya başlar; "Hayatım o kadar ilgi çekti ki yüzüğüm, kadın evli olduğumu bildiği halde o kadar zorladı ki beni, mecbur kaldım sevişmeye." Aldatılan mağdure&amp;nbsp;önce&amp;nbsp;"Boyun devrilsin, Allah belanı versin" diye lafa başlasa da&amp;nbsp;"ama napalım&amp;nbsp;erkeğin evli olması&amp;nbsp;çok çekiyo kadınları, e kocam da baya yakışıklı duymadın mı mecbur kalmış sevişmeye diyerek içindeki boynuzlu hayal arkadaşıyla konuşur sonra da&amp;nbsp;"bu kadınlar var yaa adamın gözünden sürmeyi çalarlar öyle güvenilmez bunlara" diyip bu efsanenin makromesine bir ilmekte o atar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;2- Bir diğer efsanemiz ise;&lt;b&gt; Erkeğin güzeli çirkini olmaz, parası olan erkek giyinirse kendine baktırır &lt;/b&gt;teorisidir. Halbuki gerçek bundan çok başkadır. Homosapien gibi adamlar&amp;nbsp;boylarına poslarına bakmadan o sene moda olan ne varsa giyip&amp;nbsp;koşarak İstinye Park'a&amp;nbsp;giderler, kimi zaman altın dişli pembe gömlekli İzzet Yıldızhan gibi, kimi zaman da kostüm balosundaki ninja kaplumbağalar&amp;nbsp;gibi gezerler ortalıklarda ki bu gerçekten her şeyden daha acıklıdır. Bir de&amp;nbsp;yakışan yakışmayan ne varsa giyip en son omuza kazağı da atıp gelincik gibi salınırlar. Kardeşim Tolga Savacı bile vazgeçti, vazgeçin şu omuza kazak atma modasından Allah aşkına yaa.)&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;3- Bir de en sevdiğim en bayıldığım teori var sırada. &lt;b&gt;(coşkulu ve kalın bir sesle okuyun çok eğlenirsiniz:);&amp;nbsp; "Dünya üzerinde erkek nüfusu çok azaldı&amp;nbsp;1 erkeğe 4 kadın düşüyor artık..." &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Allah! Allah!&amp;nbsp;nüfus dağılımına bak sen, kim saydı bu zebil gibi kadınları, kim yaptı bu&amp;nbsp;ölçümü&amp;nbsp;Hugh Hefner mı?(Kendisi Playboy Dergisi'nin sahibi olup yangından mal kaçırır gibi 80 yaşında bile 3 bomba sarışınla uyumaktadır her gece...)&amp;nbsp;Neyse konuya dönelim, bu teoriyi açıklarken zevkten dört köşe olan&amp;nbsp;zevzek erkek&amp;nbsp;kısmına sorun bakalım?&amp;nbsp;Eee peki şimdi napıcan bu aldığın bilgi doğrultusunda canım? Koş boşa karıyı hemen daha ne duruyosun, kendine de HEPSİ Grubu gibi bi ekip kur yaşa onlarla güle oynaya.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ya insan bi düşünür; madem bu kadar avantajlısınız bu konuda benim&amp;nbsp;her konuştuğum cinsi erkek olan arkadaşım neden "hiç düzgün kız&amp;nbsp;kalmadı etrafta be! ya da&amp;nbsp;1 erkeğe&amp;nbsp;4 kadın düşüyormuş o zaman benim hakkımı kim yiyo hacı diye ağlıyor ? Niye yararlanamıyorlar bu populasyonun şanlı dağılımından?&lt;/div&gt;Bunlara cevap bulmadan önce en sevdiğim son teoremi de anlatmak istiyorum sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;4- Yalnız bu şehir efsanelerini erkeklerin gazozlarından ibaret sanmayın, kadınların inandığı öyle içler acısı bir teorem var ki, dünya durdukça idare eder bu&amp;nbsp;ibret dolu hikaye o körpeleri. Şimdi söyleyince hepiniz tabi yaa diyceksiniz; "Çerez Tabağı Teoremi!"&amp;nbsp;Efsaneye&amp;nbsp;göre;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SuBtkK5rJmI/AAAAAAAAAB4/3WHaWppZCuk/s1600-h/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SuBtkK5rJmI/AAAAAAAAAB4/3WHaWppZCuk/s320/images.jpg" vr="true" /&gt;&lt;/a&gt;"Bir kuruyemiş tabağı kalabalık bir grubun önüne geldiği zaman sırasıyla önce antepfıstıkları, ardından bademler, sonra fındıklar gider, en sona beyaz ve sarı leblebiler kalır, eğer belli bir yaşa kadar evlenememişsen de durum farklı olmaz ya kalan leblebiler ve ayçekirdekleri ile idare edersin, ya da olur da bir fıstık bulurum diye tabağı karıştırır durursun. Aynı tabakta ucu açılmamış kabuklu şam fıstıkları da kalır, herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret edemez, tabağa geri bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister, dişine güveneceksin kıracaksın ki, içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin, ama risklidir, dişini kırabilirsin, şairin dediği gibi, daha ne güzellikler vardı derinlerde bazen korktuk, bazen gücümüz yetmedi. (Fatih Altaylı'nin bir köşe yazısından alınmıştır) "Telif haklarına saygı konusunda da sınır tanımam".&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eveeet yukarıda evde kalmış 30 lu yaşlarıını devirmiş&amp;nbsp;hemcinslerimin yağmurlu havalardaki saçak gibi sığındıkları bu içler acısı teoremi okudunuz, size de bir acıma hissi çömmedi mi? Yazık yaa hala buna inanan utanmadan bi de zincir maillerle eş durumundan diğer kader kurbanlarına&amp;nbsp;dağıtan insanlar var. Kardeşim sen hala bu hikayeyi&amp;nbsp;sıkılmadan nasıl paylaşıyorsun herşeyi bırak nasıl inanıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşine gelmedi mi erkek "Allah bir" dese inanmayan kadın kısmı, nedense bu teoremi mailinde görünce illa ki okur, içini de dertli dertli çektikten sonra,&amp;nbsp;beynini aldırmış gibi tatlı bir&amp;nbsp;tebessümle umutlanır ve "Acaba der! acaba birası elinde çerez tabağı masasında dişine güvenen bu mert yürekli koç&amp;nbsp;yiğit nerede? Nerde olacak o hafta oynanan maçları izlemek için televizyonun&amp;nbsp;karşısında, elinde de birasıyla çerezi. Sen daha otur bekle, ne fındığı ne fıstığı adam o anda biranın yanında seni bile kabuğunla yer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haa şimdi diyceksiniz ki sanane&amp;nbsp;yahu bırak o da öyle mutlu olsun. Olmasın&amp;nbsp;efendim bu&amp;nbsp;kadın kısmı bu kadar da kendini kandırmasın yeter! Yok mu bi arkadaşı bu kadınların da silkelemezler bu garipleri;&lt;br /&gt;"bu açılmamış fıstık&amp;nbsp;olma arzun nedir Ayten'cim&amp;nbsp;kimisi de&amp;nbsp;kabuklu çam fıstığı sevmez badem yer ya da boşver sen fındığı fıstığı&amp;nbsp;Zeynebim ben evli barklı çok sarı leblebiler gördüm yorma hayatım kafanı böyle şeylere desin o kadını da Peter Pan'in dünyasından çıkarıp hayata&amp;nbsp;döndürsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmazlar ne kadınlar arkadaşlarının bu inanç dolu balonunu patlatır ne de erkekler birinden diğerine seke seke&amp;nbsp;geçtikleri bu iç burkan&amp;nbsp;hikayeleri ısrarla anlatmaktan bıkarlar. Sevgili aynı çağın çağdaşı türk kadınları siz en iyisi bu efsanelere giriş yapıldığı anda arkanıza bile bakmadan topuklayın, şu çerez tabağı mail kutunuza gelince de gözünüzü seveyim&amp;nbsp;buzluktan çıkmış et gibi çözülmeyin yaa kendinize gelinnn!... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-5624537938814436800?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/5624537938814436800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/10/erkekler-hakknda-sehir-efsaneleri.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/5624537938814436800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/5624537938814436800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/10/erkekler-hakknda-sehir-efsaneleri.html' title='Erkekler Hakkında Şehir Efsaneleri...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SuBtkK5rJmI/AAAAAAAAAB4/3WHaWppZCuk/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-45846477887847122</id><published>2009-10-12T04:38:00.000-07:00</published><updated>2009-10-16T04:35:36.373-07:00</updated><title type='text'>İltifatın Önlenemeyen Yükselişi ve Düşüşü!</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Sevgili arkadaşlar yazılarıma hayatın getirdikleri, beğenmeyip götürdükleri yüzünden biraz ara vermiş olsam da sizlerin; "yazıların olmadan yetimiz Ayşe,&amp;nbsp;iş bitimine yakın okuyup kafa dağıttığımız, maillerle birbirimize&amp;nbsp;attığımız tek eğlencemizi bizden alma Reis serzenişleriniz sonucu&amp;nbsp;derhal başladım (Bir blogcunun o kadar okunuyorum ki çırpınışları :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu iltifatın önlenemeyen&amp;nbsp;yükselişi ve düşüşü! Blogun başlığını okuyan eli yüreğinde genç kızlarımıza sesleniyorum: Evet bu yazıyı okuduğunuzda da&amp;nbsp;hayatınızda hiçbir değişiklik olmayacak ve yine her zamanki gibi kırmızı da durup yeşil de geçeceksiniz ayrıca sevgiliniz ya da kocanız size sıklıkla iltifat tabi ki de etmeyecek. Kısacası bu yazı size hayatın&amp;nbsp;sırrını vermeyecek ama şaşkalozluklarımıza az da olsa ışık tutacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden bir gün çokça romantik, pantolonu gömleği sentetik kadın kısmı bir erkeğe tutulur ve tutulduktan sonra adamla ilgili 5 yıllık kalkınma planını hazırlar. Kendisine uygun bulduğu avını tartıp biçtikten sonra ve tabi ki adam da ikinci kez ararsa (ki günümüzde bir erkekle ikinci buluşmaya gitmek mucizedir) buluşmalara başlanır. Erkek de söz konusu alımlı çalımlı kadından hoşlanmıştır ki; mesaisini, vaktini,&amp;nbsp;zihnini, cüzdanını&amp;nbsp;kadın için harcamaktan bir an&amp;nbsp;olsun çekinmez.&amp;nbsp;Erkek bir süre sonra ilişkide kadını bir türlü mutlu edemediğini görerek çok şaşırıp;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;strong&gt;"Allah&amp;nbsp;Allah o kadar&amp;nbsp;hediye gönderdik, yemeğe götürdük&amp;nbsp; hala mutlu olmuyor daha napalım"&lt;/strong&gt; diye ilişkiye adeta&amp;nbsp;"Ersen ve Dadaşları"&amp;nbsp;da dahilmiş gibi "yaptık etttik yedik içtik"&amp;nbsp;gibi toplu güruhlu cümleler kursa da, kadın sakin, suskun, planlı, tırnakları içinse kemirgendir. Çünkü kadın&amp;nbsp;gönderilen hediyeden&amp;nbsp;önce içindeki karta,&amp;nbsp;yemeğe çıkılmışsa&amp;nbsp;menüden önce kıyafetine yapılan iltifata bakar.&amp;nbsp;Erkekse "karnını doyurduk, çıkmadan tuvalete de girdi, Eee geçen gün hediye de gönderdik daha bu&amp;nbsp;ne surat arabaya bindiğimizden beri arkadaş yaa" (buraya istediğiniz küfrü sıkıştırmakta özgürsünüz...) diye homurdanır, sonra da "yok yaa bu kadınlara yaranılmaz" diyerek konudan uzaklaşır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Halbuki kadının sirke satan suratının tek sebebi iltifata aç bünyesidir.&amp;nbsp;Yukarıdaki örnek, ilişkinin başından beri iltifat etmeyen, kadına güzel bir söz söylemek aklına bile gelmeyen "sığır ve ötesi" erkeğin dramıyken bu dram&amp;nbsp;onları hesapçı, istediklerini alana kadar Şair Ruhlu Don Juan'lara bürünen, Kamuflaj Pantolonlu Sinsi Romeo'lardan daha sempatik yapar.&amp;nbsp;Bu ikinci kısma giren ve her yerde çokça görebileceğimiz model ise; en başta &lt;strong&gt;"güzellik"&lt;/strong&gt; diye başlayan &lt;strong&gt;"bir tanem"&lt;/strong&gt; diye son bulan gece SMS'lerine doyamaz, size tatlı rüyalar dilemeden uyuyamazken ilişkinin 2.&amp;nbsp;yılında&amp;nbsp;Diyarbakır Karpuzu ile kapınıza dayanabilir.&amp;nbsp;Bu tip adamlar için durum çok basittir; &lt;strong&gt;"neden durmadan iltifat edeyim&amp;nbsp;niye habire seni seviyorum diyeyim ki, sevmesem birlikte olmazdım, beğenmesem evlemezdim heralde"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;İşte bu erkeklere hakim olan&amp;nbsp;mantık&amp;nbsp;jiletle kazısanız da o asfalttan&amp;nbsp;kazınmaz,&amp;nbsp;o yüzden durmadan adamlara &lt;strong&gt;"Ama ilk aylarımızda&amp;nbsp;bana durup dururken çiçek gönderiyodun içine de ne güzel sözler yazıyodun şimdi bi tek yatağa girerken yalandan iltifatlar ediyosun"&lt;/strong&gt; ya da &lt;strong&gt;"sadece kavga ettikten sonra haksızsan bir özür diliyorsun"&lt;/strong&gt; diye&amp;nbsp;söylenmeyin. Artık o tren kaçtı, geçmiş olsun,&amp;nbsp;sizin de çok güzel söylediğiniz gibi o ilk zamanlardaydı! Sizi tanımıyordu,&amp;nbsp;keşfetmek istiyordu, bu macera iştahını kabartmıştı ve tabi ki söylenme kapasitenizi, 72 saat aç susuz ve trip atarak yaşayabileceğinizi, gündelik hayatın monotonluğunu, bilmiyordu ve en önemlisi her kadın bir fetihtir mottosuyla size haçlı seferi düzenliyordu ama artık ne fethedilecek bir kale ne de şaşıracağı bir özelliğiniz kaldı, işinde gücünde yaşadığı sıkıntılar da cabası. Şimdi hal böyleyken adamın aklına mı gelir&amp;nbsp;durup dururken bir karta "günaydın birtanem" yazıp yastığınızın üstüne koymak, şimdi onun yapacağı tek şey sabah siz uyurken üzerinize&amp;nbsp;takacağı kravatları yığmaktır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Erkeklerin, ilişkinin ilk&amp;nbsp;günlerinde yaptığı sonra hiçbir devamlılığı olmayan öyle güzel jestler var ki, kız arkadaşlarımdan o&amp;nbsp;güzel hikayeleri&amp;nbsp;dinlediğimde ben bile vay be o mu yapmış bunları,&amp;nbsp;o çorabıyla sevişen sıkıştırılmış&amp;nbsp;pet şişe kadar&amp;nbsp;romantik adam mı söylemiş bu güzel sözleri diye inanamayarak yan gözle o adamlara bakıyor ve&amp;nbsp;o anda İbo'dan "Beni Bu Günümden Dünden Ettiler" şarkısını patlatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yazıma&amp;nbsp;iltifat konusunda kendi başıma gelen şahane&amp;nbsp;bir anıyla son veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Sanmayın ki hep böyle boynu büküktüm,&amp;nbsp;bir zamanlar ben de seviyor seviliyordum, ilişkim esnasında yapılan jestlerden tansiyonum düşüyor, nazenin vücudum mutluluktan baygınlık geçiriyordu. Bazen öyle çok şımartılıyordum&amp;nbsp;ki;&amp;nbsp;Bülent Ersoy'un saçlarını iki&amp;nbsp;yandan toplayıp yarmagül gibi bahçelerde koştuğu&amp;nbsp;ve o yılın erkek güzeli olan kıllı partnerini bahçe hortumuyla suladığı kliplerdeki kadar coşkuyla doluyor doluyordum. Fakat günler günleri yıllar yılları kovaladı ve bir gün ilişkinin çıkmaz sokağı&amp;nbsp;olan monotonluk bizim de kapımızı çaldı. Artık o aşk çocuğundan eser yoktu. Sevgilime, &lt;strong&gt;"seni seviyorum"&lt;/strong&gt; demeden asla &lt;strong&gt;"ben de"&lt;/strong&gt; bile demiyor (bu &lt;strong&gt;"ben de"&lt;/strong&gt; kelimesine&amp;nbsp;de ayrı bir parantez açmak isterim, erkeğe bir cesaret seni seviyorum diyen kadın kısmına cevaben &lt;strong&gt;"ben de"&lt;/strong&gt; diyeceğinize küfür etseniz daha iyi, gözünüzü seveyim yaratıcı olun, en azından &lt;strong&gt;"ben de sana karşı boş diilim"&lt;/strong&gt; diyin de cümle kurun bari), neyse devam edelim, ağlamazsam sevgilim bana &amp;nbsp;çiçek göndermiyor, &lt;strong&gt;"güzel olmuşum di mi?"&lt;/strong&gt; diye köşeye sıkıştırmazsam katiyen iltifat etmiyordu. Ben "&lt;strong&gt;nasıl bu hale geldik ben mi sebep oldum biraz daha mı alttan alsam"&lt;/strong&gt; diye paranoyak benliğimi paralarken,o &lt;strong&gt;"her dakka iltifat edemem ki; özel bir gün olur, içimden gelir, sen de gerçekten güzel olursun o zaman bir jest yaparım ve işte o zaman bir anlamı olur" &lt;/strong&gt;diye bana iltifat ve sürprizlerin&amp;nbsp;Kopenhag Kriterlerini açıklıyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/StMWrNapQhI/AAAAAAAAABw/TD1OQsCM8Bc/s1600-h/bersoy_hani.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img $r="true" border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/StMWrNapQhI/AAAAAAAAABw/TD1OQsCM8Bc/s320/bersoy_hani.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu Taç Kraker tadındaki tatsız günler devam ederken&amp;nbsp;ben&amp;nbsp;tabi ki rahat durmadım ve X'e "&lt;strong&gt;bu hafta romantik bir yemeğe gidelim belki senin de içinden jest yapmak gelir, hem bayadır baş başa&amp;nbsp;güzel bir yemeğe çıkmadık"&lt;/strong&gt; diyerek metazori ve mecburi romantizmin startını verdim, hoş bir iltifat ve güzel bir&amp;nbsp;çiçek beklentimi&amp;nbsp;ise 4 numara millerle oya gibi işlemeye başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğe çıkacağımız gün X arabayla beni almaya geldi, ben de özenerek aldığım içine sığmak için sadece o sabah kahvaltı yapmadığım kıyafetimi giydim ve burun sızlatan parfümümü çokça sıktıktan sonra bir havayla&amp;nbsp;arabanın kapısını açtım. Bir de ne göreyim arabanın arkasında bir demet papatya en sevdiğim çiçek,&amp;nbsp;önce kıyafetime şöyle&amp;nbsp;bir bakan X hiçbirşey söylemeden&lt;strong&gt; "Selam"&lt;/strong&gt; dedi ve cep telefonundan son mailini de okuduktan sonra arabayı çalıştırdı. Ben &lt;strong&gt;"hadi bakalım Ayşeee daha arabaya bindin asker arkadaşın gibi "selam" dedi hayırlara vesile olsun bu gece"&lt;/strong&gt; derken, ikinci samimiyetsiz cümleyi patlattı &lt;strong&gt;"Naber?".&lt;/strong&gt; Ben de "&lt;strong&gt;iyi çok şükür ya uğraşıyoruz iş güç işte sen nasılsın?" &lt;/strong&gt;dedim.&amp;nbsp;Sevimsiz bir giriş yaptığını anlamış olacak ki düzeltmeye çalışarak &lt;strong&gt;"gördün mü çiçeklerini, papatya aldım sana"&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;dedi. &lt;strong&gt;"Hııı gördüm"&lt;/strong&gt; diye sessizce söylenirken, &amp;nbsp;karta&amp;nbsp;bakmak geldi aklıma. Bakalım nasıl bir cümle yazdı diye düşünürken, çiçekleri kucağıma aldım ve kartı zarftan çıkardım, sonra bir çiçeğin üzerinde yazabilecek en tatlı, en zarif cümleyi gördüm. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;"ciceksepeti.com, özel günlerinizi sizin için daha özel hale getitirir".&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;Bu sefer dayanamayarak her kadında doğuştan var olan söylenme butonuma bastım; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Arabaya bindiğimde cep telefonundan kafanı kaldırıp yüzüme bile&amp;nbsp;bakmadın ama eksik olma "selam" demeyi de ihmal etmedin, çiçeği bu kartla vermeye utanır insan,&amp;nbsp;hadi içine birşey yazmadın bari beni gördüğünde&amp;nbsp;bir iltafat etseydin,"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;diyerek içimdeki zehri tasarruflu harcayıp susmuşken, X durdu&amp;nbsp;ve akmayan trafikte uzun uzun yüzüme baktı sonra birden o gönlümü alan mucizevi cümleler ağzından dökülüverdi;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"dişlerin çok güzel kulakların da&amp;nbsp;baya küçük&amp;nbsp;ve şekilli!!!"&lt;/strong&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben inanamayarak koca koca gözlerle ona bakarken salon kadını çizgimden tamamen çıkmıştım veee; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ne dişi ne kulağı&amp;nbsp;Gazi Koşusu'na at mı alıyosun sen, yeter artık zorla güzellik olmuyo işte hemen eve bırak&amp;nbsp;beni"&lt;/strong&gt; diye bağırdım.&amp;nbsp;Önce uzun bir sessizlik oldu, sonra nerden aklına geldiyse geldi ve elimi tutup dudaklarına götürdü&amp;nbsp;uzun bir öpücük kondurduktan sonra; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"ne deli kızsın&amp;nbsp;sen napıcam ben&amp;nbsp;senle"&lt;/strong&gt; diyip radyoyu açtı, o anda radyodan Bülent Ersoy'un sesi yükseldi&amp;nbsp;can hıraş;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;"Garajında tırları, sayılır hatırları, dolarları euroları götür evladım götürrr&lt;/strong&gt;..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Çağdaş Türk Kadınları; iltitafların yükseliş döneminde&amp;nbsp;erkeğinize sıcak ve&amp;nbsp;gizemli bir gülümsemeyle teşekkür edin, aklınızı kaybetmeyin, devamlılık beklemeyin keyfini çıkarın, fetret ve gerileme döneminde ise&amp;nbsp;çeşitli bizans oyunları ve kumpaslarla adamların ağzından kerpetenle iltifat almaya çalışmayın. İltifat gürül gürül akan bir pınardır zorla şaşallara&amp;nbsp;sıkıştırmayın, bulduğunuzda afiyetle için gitsin...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-45846477887847122?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/45846477887847122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/10/iltifatn-onlenemeyen-yukselisi-ve.html#comment-form' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/45846477887847122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/45846477887847122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/10/iltifatn-onlenemeyen-yukselisi-ve.html' title='İltifatın Önlenemeyen Yükselişi ve Düşüşü!'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/StMWrNapQhI/AAAAAAAAABw/TD1OQsCM8Bc/s72-c/bersoy_hani.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-2327277004491854907</id><published>2009-09-29T09:16:00.000-07:00</published><updated>2009-10-13T02:18:00.914-07:00</updated><title type='text'>Hediyeler, Erkekler ve Harry Kewell...</title><content type='html'>Hediye nedir; bir tarafın diğer tarafı mutlu etmek için özel zevklerine hitap etmeye çalışarak aldığı küçüklü büyüklü maddi manevi değeri olan armağanlardır. Amaaa bu hediyeler beklenmedik bir zamanda&amp;nbsp;geldiğinde, karşı tarafın sizi düşünerek aldığı anlaşıldığında tadından yenmezken, sipariş gibi görev gibi sığır gibi verildiğinde hiçbir anlamı olmaz. (Çok naif başladım paragarafa ama sonunu getiremedim maalesef)&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Gelelim erkeklerle kadınlar arasındaki "Güller Savaşı" gibi bitmek tükenmek bilmeyen hediye savaşlarına, hediye üzerinden yapılan evlilik sorgulamalarına ve nihayetinde ilişkiyi bitirme noktasına getiren açılımlara. Bir kadın her zaman özel günlerde hediye bekler.&amp;nbsp;Bu bilgi zaten yeni olmadığı gibi tarih boyunca erkekler kimi zaman hatalarını telafi etmek, kimi zaman&amp;nbsp;ihanetlerini örtbas etmek, kimi zaman da (ki bu çoğu zamandır) kadınların&amp;nbsp;yıldıran baskıları sonucunda hediye alır/aldırılırlar.&amp;nbsp;Mesela bir kadın 8 ay önceden&amp;nbsp;"evlilik yıldönünümüz geliyo aşkııım, doğum günüm 37&amp;nbsp;hafta sonra bitaneeeem, ilk öpüştüğümüz güne çok az kaldı 24 gün aşkitooom" diyerek erkek kısmına günler öncesinden gerilimi verdikçe verir,&amp;nbsp;adamın gözünü seyirtmeye başlarlar. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hesapçı ve&amp;nbsp;çokça&amp;nbsp;romantik&amp;nbsp;kadın kısmı teferruatlı ve küsüratlı&amp;nbsp;tarih detayı vererek de "bak ben seninle ilgili herşeyi nasılda mıh gibi aklımda tutuyorum sende hediye alırken bunları göz önünde&amp;nbsp;bulundur" derler ya da der gibi bakarlar. Sonrasında&amp;nbsp;ise, "nasılda zarif bir şekilde yıl dönümümüzü hatırlattım, bu sefer doğum günümün geldiği mesajını nasılda çaktırmadan verdim" diyerek ve yürekleri pır pır ederek o hiçbir zaman gelmeyecek gelse bile hiçbir zaman bizleri tatmin etmeyecek hediyeyi bekler dururlar. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sonra beklenen gün gelir çatar;&amp;nbsp;Evliliğin 23. yıldönümüyse ve yaz aylarına denk gelmişse erkek bütün gün boyunca muhakkak çok stresli yoğun koşturmacalı ve tabi ki terli bir gün geçirererk eve gelmiş, evlenme yıldönümü tamamen kafasından uçmuştur, kapıyı çaldığında bile aklında olmayan yıl dönümünü karısını mutanta dönüştüren tuhaf makyajından çakozlamaya başlasa da tam emin olamaz ancaaak kadının yüzündeki Vahşi Orkide gülümsemesini gördükten sonra kafasında bir şimşek gibi tam 8 aydır fragmanları geçen evlilik yıldönümü ve romantik bir hediye konulu tema çakar ve erkek o saniyede en karanlık ifadesiyle aydınlanır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi erkek bu saatten sonra ne yapsa boştur, durumu telafi etmek için ertesi hafta&amp;nbsp;uzay mekiği kiralayarak&amp;nbsp;karısını&amp;nbsp;aya götürüp mehtabı yerinde incelemeyi bile teklif etse, karısından "herşey zamanında güzeldir&amp;nbsp;Ednan" cevabını alır ve ayakları yere basar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da şu da mümkündür; yaz ayıdır erkek yorgun argın ve terli eve dönmüştür kadın kapıyı açacağı anda adamın aklına o gün evlenme yıldönümleri olduğu gelir ve son bir gayretle elindeki karpuzu döpiyesle kapıyı açan karısının burnuna&amp;nbsp;sokarak hiç kullanmadığı tontilik bir ses tonuyla "hayaaaatım baaak&amp;nbsp;yıldönümümüz için ne getirdim yaz günü sıcakta hararetimizi alır diye&amp;nbsp;Diyarbakır Karpuzu aldım"&amp;nbsp;der&amp;nbsp;ve "hadi keste yiyelim" demeyi de&amp;nbsp;katiyen unutmaz. (Bu yaşanmış gerçek bir hikayedir) Bu noktadan sonraki kadının tepkisini, tepkisizliğini (tepkisizlik dediysem, sessiz reaksiyon, sakin güçtür kastetiğim; kadın Kemal Kılıçdaroğlu gibi sabrederek azmederek&amp;nbsp;belgelerle konuşur zamanı geldiğinde ve intikamını muhakkak alır) ya da adamla 9 gün konuşmadan durmak, yaptığı hiçbir espriye gülmemek, elbette ki aynı yatakta yatmamak gibi&amp;nbsp;o anda kafasından yıldırım hızıyla geçen intikam planlarını anında devreye sokar. Kadınların intikam alma biçimlerini&amp;nbsp;sizlerin hayal gücüne bırakıyor ve kendi başımdan geçen bir olayla&amp;nbsp;bu ilişkilerin sonunu bile getirebilecek&amp;nbsp;olan melun hediye meselesine burada noktayı koyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senelerdir devam eden ilişkimin bilmem kaçıncı senesi olan yıl dönümümüz gelmek üzereydi, eli kulağındaydı yani. Ben de her çağdaş türk kadını gibi aylar önceden gerekli hatırlatmaları yapmaya başlamış, izlediğimiz her filmi, konuştuğumuz her konuyu, yediğimiz her yemeği, okuduğumuz her haberi yıldönümümüze getirmeyi başarmıştım. Misal adamla maç izlemeye gidiyorduk, GS gol attığında sevinip yumak olurken, golü atanın "Harry Kewell" adlı büyücü (adama böyle diyorlar "büyücü")&amp;nbsp;olduğunu tribünlere adamın adını bağırtan coşkulu amcadan&amp;nbsp;öğreniyor ve ordan sazı elime alıyordum:&lt;br /&gt;&amp;nbsp;"Bu adam da nasıl iyi oyıuncu di mi canım yaa? Islak zeminde de çok iyi oynuyor, Liverpool'da oynamadı mı yıllarca, İngiliz ligi tabi zemin hep nemli alışkın adam" gibi futboldan sahadan hava şartlarından oyuncunun fiziki özelliklerinden çok anlıyormuş gibi akıl dışı yorumlarımla ilgisini çekiyor sonra bombayı patlatıyordum.&lt;br /&gt;" Evli değil mi bu adam, baya da yakışıklıymış,&amp;nbsp;çocuğu da mı var?" &lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;"İşte bak bitanem futbolcular için bile düzenli hayat, aile hayatı ne kadar önemli diye "Mahallenin Muhtarları Dizisi" gibi ardı arkası kesilmeyen Toplumsal ve Türk Aile Yapısı'nı konu alan mesajlarıma başlayarak, bir sonraki GS&amp;nbsp;atağını ağzı açık izleyen&amp;nbsp;sevgilime Ali Samiyen'in ortasında, bizde evlenir ve çocuk sahibi olursak kim bilir sen de&amp;nbsp;iş hayatında ne şiir gibi goller atar ne asistler yaparsının mesajını veriyordum. Adam gözlerimin taa içine sevgiyle karışık&amp;nbsp;"ne salak kız bu&amp;nbsp;yaa" bakışını atıp daha fazla konuşmamam için alnımdan öperken&amp;nbsp;ben mesajın yerine ulaştığından emin, rahat bir nefes alıp maçın olmazsa olmazı pijamalı çekirdeğimi yemeye devam ediyordum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SsIzQ1sdp3I/AAAAAAAAABo/PEq5IheV7gA/s1600-h/thumb_harry-kewell2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" iq="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SsIzQ1sdp3I/AAAAAAAAABo/PEq5IheV7gA/s320/thumb_harry-kewell2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Beklenen gün gelip çatmıştı; yıldönümümüz için buluşmuş heyecanla hediyemi beklemeye başlamıştım. Önce kocaman bir kutu gördüm&amp;nbsp;masanın üzerinde "hımmm dedim demek gizlemeye sürprizli bir şekilde vermeye gerek duymuyor, olsun kim bilir ne aldı bana bu kadar özel bir günde". Kutuyu açınca içinde&amp;nbsp;kağıtlara yazılı hediye hakkında ip uçları da veren çok güzel notlar gördüm . Kalbim deli gibi atıyordu notlara bakılırsa çok özel birşey yapmıştı.&amp;nbsp;Derken onu gördüm fışırtılı beyaz kağıtların, köpükten kartonların arasına sarılmış o&amp;nbsp;&amp;nbsp;"Elektronik Fotoğraf Çerçevesi"ni.&amp;nbsp;Ben tam bunu mu aldın diye şarlıycakken bana&amp;nbsp;"dur bi dakka bak yanında&amp;nbsp;ne var" diyerek, Elektronik Çerçeve'nin yanında verilen USP aygıtını gösterdi ve hemen çerçeveye takarak play/oynat tuşuna bastı. Çerçevenin içinden ilişkimiz boyunca biriktirdiğimiz anılar fotoğraflar slayt gösterisi halinde geçmeye başladı. Bir süre sonra bu 180 tane resmin slayt gösterisi şeklinde önümden geçmesinden çok sıkıldığımı farkettim çünkü fotoğrafların&amp;nbsp;sadece 50 tanesinde ikimiz varken, geri kalanı benim arkadaşlarım ve onun arkadaşlarıyla&amp;nbsp;birlikte çektirdiğimiz grup resimleriyle doluydu. Tam bunu da iyi&amp;nbsp;niyetle yapılmış emek verilmiş bir çaba "Ayşe abartma sen de" diye geçiştirirken, birden ekrandan o resim geçti, beynimin durdurma tuşuna da&amp;nbsp;o anda basılmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir resim düşünün; sizin yıl dönümünüz&amp;nbsp;için&amp;nbsp;alınan bir hediyenin içinden tatlı tatlı&amp;nbsp;slaytlarla geçen bir resim.&amp;nbsp;Resmin içinde&amp;nbsp;5 tane&amp;nbsp;birbirinden yanık tenli&amp;nbsp;ve bir tanesi hariç diğerlerini hiç tanımadığım kızların&amp;nbsp;giyinip süslenip çektirdikleri bir resim. (laf aramızda resimde olan ve tek tanıdığım kızı da o dönem çok sevmiyordum) İşte o anda tam da o anda bütün&amp;nbsp;gücümle beynine rövaşatayla tekme atmak&amp;nbsp;istediğim sevgilim bana gülümsüyor dahası gülümsemeye çalışıyor ve çok zayıf bir sesle "Hay Allah Yaaa ben o kızlardan bir tanesini hep sen sanıyordum" diye resmin neden arşivinde ve şimdi de yıl dönümü çerçevemizde olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Ben tekrar tekrar birbirine sarılarak fotoğraftan bana sırıtan yanık tenli kızların beynimde slaytını yapınca ve bana verdiği cevabı düşününce haklı olarak bağırmaya&amp;nbsp;hatta höykürmeye başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen nasıl bir adamsın yaa; O&amp;nbsp;kızlardan&amp;nbsp;birini sen sanmıştım ne&amp;nbsp;demek! kaç yıllık sevgilini fotoğraftan ayırt edemiyo musun sen, ben sanmışmış şu lafa bak yaa! Kaç yıl geçmiş hala bana aldığın hediyeye bak çerçeveee, bari karpuz alsaydın en azından yerdik, bir de yetmezmiş gibi ikimiz hariç herkes var bu&amp;nbsp;slaytta ama en güzeli de tanımadığım kızların olması! Nedir vermeye çalıştığın mesaj; biz bu yılları sadece ikimiz geçirmedik ki onlar da sen bilmesen de hep bizimlelerdi mi? Söyle hepsini tanıyo musun bu kızların söyleee ???"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;X'in cevabı ise inanılmazdı "Yaa 300 tane resmin arasına bi tane karışmış gittin onu buldun yaa!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat edin, yıldönümümüz sebebiyle benim için hazırlamış olduğu 300 tane resmin arasında o resmi ben&amp;nbsp;buldum ve ben taktım&amp;nbsp;o resme, kendisi asla üşendiği için bilgisayarında var olan "Ayşe Dosyası"nı olduğu gibi&amp;nbsp;USP'ye atmadı, dosyanın içindeki resimleri seçerek tek tek kontrol etti ama ben her zamanki gibi herşeyi fazla büyütüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaa hadi bunca yıl sonra böyle bir hediye aldın, hadi&amp;nbsp;USP&amp;nbsp;ye romantik&amp;nbsp;olmayan Erzurum Halay Ekibi gibi çoklu resimler&amp;nbsp;koydun peki canımın taa içi insan hangi resmi&amp;nbsp;USP ye attğına bi bakmaz mı, bütün dosyayı çekçekli bavul gibi o çerçeveye sürükler mi???&amp;nbsp;Demek ki olabiliyormuş demek ki herkes çok şanslıysa hayatında bir kere bu tip romantik hediyelerle karşılaşabiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili kadınlar! Sakın ola o bütün hayatınızı zindan eden sizi beklentilerden beklentilere sürükleyen, buhranlar geçirten romantik komedileri izleyipte sevgilinizden, kocanızdan, özel, düşünceli, romantik hediyeler beklemeyin, verin siparişinizi adama temiz temiz neye ihtiyacınız varsa tespit edin ki böyle gününüzü güzelleştiren sürprizlerle karşılaşmayın. Adamları da rahat bırakın yaa izlesinler hop oturup hop kalkarak Harry Kewell'ın gollerini size neee!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-2327277004491854907?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/2327277004491854907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/09/hediyeler-erkekler-ve-harry-kewell.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/2327277004491854907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/2327277004491854907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/09/hediyeler-erkekler-ve-harry-kewell.html' title='Hediyeler, Erkekler ve Harry Kewell...'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SsIzQ1sdp3I/AAAAAAAAABo/PEq5IheV7gA/s72-c/thumb_harry-kewell2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-3279984771669543463</id><published>2009-09-18T04:35:00.000-07:00</published><updated>2009-09-18T04:54:39.993-07:00</updated><title type='text'>Trambolinden Neden ve Nasıl Düştüm! Volume II</title><content type='html'>Devam yazıma uzun&amp;nbsp;bir ara verdikten, sizi de mevzudan bayaa bi soğuttuktan sonra boynumun borcu olan ve sizi meraktan uyutmayan (kendini çok önemseyen yazar hastalığı:)&amp;nbsp;hikayemin ikinci kısmını yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde kalmıştık; ben&amp;nbsp;keskin bir ağrıyla şezlongta yatıyor, bir yandan da yan gözle trambolin görevlisine bakıyordum, evet bakıyordum çünkü tıbbi çözümleri ve pratik zekası sayesinde bacağımdan olma,Clara gibi bacaklarımda battaniye, teklerlekli sandalyelerle dağ tepelerinde gezme ihtimalim vardı... Neyse benim birbirinden değerli arkadaşlarım önce çok üzüldüler bacağımın ağrısına sonra biraz basmaya çalış filan dediler, en sonunda da kendimi seke seke bavulumu taşırken buldum. Bir de aralarında ennn merhametli olanı; "tamam Ayşe uzatma, bas üstüne artık şımarmaaa!&amp;nbsp; &lt;br /&gt;diyerek beni şevkat ve merhametinden mahrum bırakmadı&amp;nbsp;sağ olsun. Dönüş yolunda bacağım o kadar ağıryordu ki dönüş vapuruna binerken merdivenleri oturarak çıkma başarısını gösterdim, arkadaşlarım mı napıyordu? Dondurma siparişi veriyorlardı ama bana da bir dondurma söylemişler eksik olmasınlar, öyle de hakkaniyetlidirler yaa, boşuna insanlar birbirini tatilde tanımıyor...Ben vapura bindim, kırık olan ama henüz o anda vehametini anlayamadığımız bacağımı da banka uzatarak denize doğru saçlarımı efil efil&amp;nbsp;savurdum (dikkat edin o kadar acının içinde bile dışardan nasıl görünüyorumdur acep kaygısıyla saçlarımı havalandırmaktan geri durmadım) Arkadaşlarım arada bana nasıl olduğumu sorup bir dondurma kavgasına girişmişlerdi ki aklınız durur. Mesele şuydu; dondurma siparişi verilen arkadaşımız tek başına 4 dondurmayı taşımaya çalışırken yaz sıcağında dondurma bütün ellerinden akmış her yerine bulaşmıştı, dondurma siparişi veren diğerleriyse; &lt;br /&gt;"Keşke sen yardım etseydin yaa ama ben Ayşe'yi bırakamadım ki keşke sen etseydin" &lt;br /&gt;diye arada yalandan benim bacağımı da bahane ederek bu düşüncesizliği kime yüklesek acaba diye&amp;nbsp;konuşuyorlarken; bütün vapur zeminini ve üstünü dondurmaya bulayan arkadaşım&amp;nbsp;dayanamayarak kükredi: &lt;br /&gt;"Yeter yaa bakmasanıza öyleee&amp;nbsp;peçete verin bişey verin de sileyim şunlarıııı!" &lt;br /&gt;Normalde son derece sakin olan bu arkadaşım kükreyince ben bile korkarak can havliyle yanımdaki plaj havlumu arkadaşıma fırlatıım ve &lt;br /&gt;"Al bunla sil canım" &lt;br /&gt;diyerek yardımcı olmaya çalıştım. Bu suni gündemin stresiyle&amp;nbsp;canımın&amp;nbsp;derdini bile unutmuştum&amp;nbsp;valla, en azından arkadaşlarımın üzerimde böyle bir etkisi vardır, gündem ne olursa olsun&amp;nbsp;her zaman değiştirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak çaplı dondurma skandalından sonra vapurda sakin sakin ilerlerken şeytanın bile aklına gelmeyen bir planı devreye soktum ve arkadaşıma usulca yanaşarak; "Şimdi annemleri arasam bir&amp;nbsp;dolu&amp;nbsp;söylenicekler niye rahat durmadın oralarda diye, sizden rica etsem yarın herkes iş başı yapıcak bütün gece hastanede benimle mi uğraşıcaksınız&amp;nbsp;en iyisi X' i arayalım gelsin, beni acile götürsün ama sakınnn benim arattığımı söyleme sen benim haberim yokmuş gibi ara hatta Ayşe duyarsa beni öldürür ama bacağı çok kötü üstüne basamıyor heralde kırıldı de ve dram yarat dedim. Arkadaşım gözlerime sevgiyle baktı ve &lt;br /&gt;"Ayşe şu anda gerçek bi zavallısın" dedi. &lt;br /&gt;Gerçekten de öyleydim, biz zavallığımın derecesini tartışırken arkadaşım&amp;nbsp;X'i aradı ve&amp;nbsp;benim 7 yaşındaki insanların bile aklına gelmeyem muhteşem&amp;nbsp;planımı devreye soktu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a geldiğimizde vapur iskelesinde X bizi&amp;nbsp;bekliyordu,&amp;nbsp;bense kendisini karada görür görmez&amp;nbsp;bavulumu yere atarak, pazar gecesi tıklım tıkış vapurun merdivenlerini popomun üstünde inmeye başladım (And The Oscar Goes&amp;nbsp;toooo Best&amp;nbsp;Looser Ever...) işte o anda daha da acınası bir hal almıştı durumum ama &amp;nbsp;trambolinde&amp;nbsp;bacağımı kırmamış da Kore Gazisiymişim gibi İstanbul'a yaptığım giriş hemen etkisini göstermiş ve&amp;nbsp;X koşarak beni kucağına alıp bavulumu da bagaja atarak doğruca&amp;nbsp;ismi lazım değil bir Özel&amp;nbsp;Hastane'nin Acil'ine götürmüştü beni. Arabada biraz önce&amp;nbsp;yerlerde sürünen yılan oynatıcısı ben değilmişim gibi sorulan sorulara&amp;nbsp;&amp;nbsp;güçlü ve vakur bir asaletle; &lt;br /&gt;"İyiyim yaa biraz daha dayanabilirim" &lt;br /&gt;gibi cevaplar veriyor biraz önce Er Ryan'ı ben kurtarmışım gibi tiripten tribe koşuyordum.O esnada bu ennn özel hastanenin ennn özel&amp;nbsp;hasta bakıcısı geldi ve beni arabadan çıkararak tekerlekli sandalyeye oturttu. Sedyeye yatırıldıktan sonra&amp;nbsp;Acil'e giriş şeklimin bünyemde ağır tahribat yarattığını farkettim&amp;nbsp;ve &amp;nbsp;yine kendimi bırakarak;&lt;br /&gt;"Vaaay Ayşe Hey Koca Ayşe dağ gibi insandın 8 saat önce, gündüz keklik gibi sekerken sedyelerde mi yatacaktın gece"&lt;br /&gt;diye inceden&amp;nbsp;uzun havalar okumaya başlamıştım ki;&amp;nbsp;&amp;nbsp;bu "Şark Köşesi Ruh Halim" uzun sürmedi ve kısa bi süre sonra enn özel nöbetçi doktor gelerek bana yapılacak&amp;nbsp;işlemleri anlatmaya başladı. Bilmem neremde çatlak olabilirmiş MR&amp;nbsp;şartmış, aşiltendonumda yırtık olabilirmiş röntgen muhakkakmış, kırığın yanında ödem varsa büyük felaketmiş bu yüzden, ağrı kesiciydi röntgendi MR dı ateldi alçıydı derkeeen&amp;nbsp;çıkan hesap 5 milyarmışşş. Ben söz konusu rakamı duyar duymaz yerimden bir fırlamışım ki zannedersiniz&amp;nbsp;biraz önce tekerleklilerle acile gelen ben değilim, bıraksalar eve koşarak giderim yani&amp;nbsp;çok net. Hemen&amp;nbsp;X'e döndüm ve "Bu hastaneden gidiyoruz, hem beni niye&amp;nbsp;getirdin ki buraya benim özel sağlık sigortam bile yok" dedim. &lt;br /&gt;O da çok&amp;nbsp;zarif bir şekilde; &lt;br /&gt;"Nedir canım neyse parası öderiz sağlık bu" diyince;&lt;br /&gt;önce taze gelin mahcubiyetiyle gülümseyerek&amp;nbsp;teşekkür ettim&amp;nbsp;ve saniyenin onda biri kadar bir sürede &amp;nbsp;"acaba mı? ödese mi?&amp;nbsp;sağlık bu hakkaten yaa" dedim. &lt;br /&gt;Sonra hemen kendime gelerek; &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SrN06yvyxbI/AAAAAAAAABg/COIytC3byrk/s1600-h/melek-baykal.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" iq="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SrN06yvyxbI/AAAAAAAAABg/COIytC3byrk/s320/melek-baykal.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"Aferin Ayşe önce Jean Darc gibi havalar at sonrada Cennet Mahallesi'ndeki Pembe gibi bütün masrafları adama yık" diyerek; &lt;br /&gt;X' e döndüm ve "haayır haayır&amp;nbsp;başka bir hastaneye gidiyoruz" diyip;&lt;br /&gt;"5 milyar nedir ki yaa" der gibi bana küçümen bakışlar atan ama orada SSK lı ve yarı zamanlı çalıştığına emin olduğum&amp;nbsp;doktora dönerek&amp;nbsp;"nedir&amp;nbsp;bu ücret yaa adam mı öldürdük" diye varoş bir tepkiyle&amp;nbsp;ve Bay X'in de yardımıyla apar topar hastaneden çıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi imkanlarımla gittiğim özel olduğunu iddia eden ama sigorta hastanelerini bile mum vasıtasıyla aratan hastanede ise&amp;nbsp;röntgenimi çektirdikten ve görevlinin "bu röntgene 20 milyon sıkışmış abe" diye gerzek esprilerle&amp;nbsp;rüşvet istemelerine&amp;nbsp;maruz kaldıktan sonra; hasta bakıcılarının istişaresi sonucunda&amp;nbsp;turp gibi olduğuma, bacağımı zorlamam evet evet zorlamam ve üstüne basmam&amp;nbsp;gerektiğine karar verildi. Yavaş yavaş&amp;nbsp;yürüRsem dizim açılırmış&amp;nbsp;ve yatarken de&amp;nbsp;iki yastık koyarak bacağımı üstüne dikersem hiçbirşeyim kalmazmış. Bu bilgilerle eve giderken, trambolin görevlisinin bu hastanedeki doktorlarla aynı tıp fakültesini bitirdiğine emin oldum çünkü tavsiye ve tedavi yöntemlerindeki paralellik dikkat çekiciydi. Eve gelerek uyumaya çalıştım, evdekilere de bir şeyim yok iyiyim diye çaktırmamaya çalışıyorum ki 182 saat söylenmesinler. Sabah adam gibi bir&amp;nbsp;hastaneye makul bir ücret karşılığında gittiğimde gördüm ki; sol diz kapağım iki yerinden kırılmış ve çatlamış.&amp;nbsp;Bu teşhisin üstüne takdir edersiniz ki annem, ben evde&amp;nbsp;bacağımda alçıyla yattığım 3 ay boyunca söylendi evet bunu başardı. Bay&amp;nbsp;X&amp;nbsp;de çiçeğiyle çikolatasıyla beni ziyaret edip türlü çeşitli oyuncaklar DVD ler getirip beni oyaladı, çeşitli şakalar komikliklerle bu hikayede burda bitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle mi? Öyle olur mu! Bu kadar ilgi alaka beni keser mi tabi ki kesmedi. Her zaman bir maraz çıkarmayı görev addeden bünyem; &lt;br /&gt;"Nasıl gidersin bensiz o düğüne, nasıl katılırsın bensiz o yemeğe" diye 2. haftanın sonunda söylenmeye, error vermeye başladı.X çaresizlik dansını yapmaya başlamadan altın golü buldum veee&amp;nbsp;Tek Kollu Kahraman Wank Çu gibi hemmen ahşaptan bir koltuk değneği yaptırarak (babun ağacından)&amp;nbsp;kendisinin yanında düğünlerde derneklerde sünnetlerde kınalarda&amp;nbsp;iki dirhem bir bacak boy gösterdim. Varlığım; Çağdaş, Manik Depresif, Kafası Karışık, Aklı Evvel Türk Kadınları'na Armağan Olsun...!&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-3279984771669543463?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/3279984771669543463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/09/trambolinden-neden-ve-nasl-dustum.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/3279984771669543463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/3279984771669543463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/09/trambolinden-neden-ve-nasl-dustum.html' title='Trambolinden Neden ve Nasıl Düştüm! Volume II'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SrN06yvyxbI/AAAAAAAAABg/COIytC3byrk/s72-c/melek-baykal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-361626241569897422</id><published>2009-09-01T06:44:00.000-07:00</published><updated>2009-09-18T04:46:21.350-07:00</updated><title type='text'>Trambolin'den Nasıl ve Neden Düştüm! Volume I</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;İlk yazımda kadınlar ve erkeklerin farklılıklarından bahsedeceğimin sinyallerini vermiştim, yazıyı okuyan beğenisini ileten ve üye olan arkadaşlarımın fikir birliği ve ısrarı sonucunda bir süre daha kadınlar ve erkekler hakkında yazmaya devam edeceğimin bilgisini vermek isterim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bugün&amp;nbsp;size anlatacağım hikaye sonu benimkiyle aynı olmasa da herkesin başından geçmiş&amp;nbsp;ya da geçmesi muhtemel bir olaydır. Maceramız İstanbul'da başlayıp bir hastanenin Acil'in de son buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden bir gün sevgilime kızıp içimde ne varsa sayıp döküp, en sevgili arkadaşlarımı&amp;nbsp;da yanıma alarak çok sevdiğim bir arkadaşımın&amp;nbsp;sayfiye yerindeki evine kafa dinlemeye gittim. Gittim ama benim aklım hala o sinirle sevgilimin yüzüne söyleyemediklerimde, ah nasıl da o lafı göğsümde yumuşatıp çaaat diye gelişine vuramadım, hay Allah nasıl da&amp;nbsp;şu&amp;nbsp; yaptığı düşüncesizliğin&amp;nbsp;lafını iki ters bi düz edip de sokamadım diye diye gelmişim&amp;nbsp;arkadaşımın evine. Yani bana ne söyleseler boş, bedenim orda ama ruhum intikam duygusuyla alev alev yanıyor, gülüyoruz eğleniyoruz ama nafile aklım bık bık beni yiyor. En kötüsü de onun Aladağlardan serin bir şekilde evinde Play Station 2 (3 daha&amp;nbsp;çıkmamıştı o zaman) oynadığını,&amp;nbsp;pazar akşamı GS'ın maçına gidip hörölöy hörölöy coştuğunu adım gibi biliyorum.&amp;nbsp;Öyle olduğunu&amp;nbsp;düşündükça daha da sinirleniyorum tabi, ben niye herşeyi kafama takıyorum ki bi huzurla otur işte&amp;nbsp;ya diyorum kendi kendime. Ama nafile ne yaptıysak beni kesmedi. Çok güzel geçti kafa dinleme tatilim; sevgilim bir kaç kere arayınca;&lt;br /&gt;"lütfen arama beni kafa dinliyorum" diye havaları attım, ondan mesaj&amp;nbsp;geldikten 6 saat sonra "iyiyim" ya da "iyi geceler" gibi tek cümlelik cevaplarla tirbimi de attım Allah'ıma çok şükür. Zaten kızların bu haybeden gururu da olmasa ellerinde ne kalırdı hiç bilmiyorum, sırf hava civayız valla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse akşam oldu güzel tatil beldesinin ennn sosyetik klübüne gittik ha&amp;nbsp;klüpte stand (nam-ı diğer uzun ayaklı bar masası, üstünde en az 450&amp;nbsp;T.L lik Votka açtırmak farz) bulamadık sefil olduk&amp;nbsp;daha da buraya gelmeyiz dedik ama hala havalarımız dahası benim havam 1500, uzaktayım ya, nasıl olduğumu merak ediyor ya, isterse evin balkonunda vişne suyu ve&amp;nbsp;pötibörle&amp;nbsp;eğleneyim hiç umurum değil sonuçta kafa dinliyorum kendime gizemli bi havalar bi süsler vermişim (zaten&amp;nbsp;çiftleri hep bu samimiyetsizlik, gizemli havalar bitiriyor ona da başka bir yazımda değineceğim) gerisi hikaye. Evimize geldik&amp;nbsp;yatıcaz artık son dedikodular, ben iki gün uzaklaşmanın da vermiş olduğu gazla fena rüzgar yapıyorum; "&lt;br /&gt;yok yani bizden bişye olmaz, çok özensiz çok sorumsuz,&amp;nbsp;artık bitti&amp;nbsp;bu iş beni kaybeden&amp;nbsp;kendini kaybeder bi daha geri dönüş yok" filan, arkama da arkadaşlarımın desteğini almışım ki Allaaaah tutmayın beni.&amp;nbsp;(O zavallı arkadaşlarımız da, ayrılırız sevdiceğimizden gider ağlarız, &lt;br /&gt;"tabi canım çok terbiyesiz adamdı iyi yaptın sana adam mı yok" derler, &lt;br /&gt;2 gün sonra barışıp siz barışmanıza bahaneler bulup maniler düzüp;&lt;br /&gt;"ama çok pişmandı bir daha&amp;nbsp;asla üzmem dedi bu sefer son zaten" diyince başlarlar;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;"yaa biliyor musun aslında siz çok yakışıyosunuz, şu huylarını bir düzeltse on numara çocuk" demeye. Yazık onlar da naapsınlar sizin gibi&amp;nbsp;aşkta habire tornistan yapan&amp;nbsp;adama denk gelmişler&amp;nbsp;idare ediyorlar.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattığım gibi geceden arkadaşlarıma rüzgarımı yapıp yattım, sabah zımba gibi kalktım, herşeyi yapacak bir&amp;nbsp;kayayı Battal Gazi gibi yerinden oynatacak güçteyim. Zaten sevgilisinden ayrılan kız kısmına böyle olur, ya fazla enerji yüklemesinden "Seveceğiiiim Sev!, Gezeceğiiiim Gez!" şarkısı kafasında yankılanarak deli dana gibi kendini yollara vurur ya da yıllardır ertelediği hobilerini sandıklardan çıkarır hobisi yoksa bile muhakkak derhal yaratır. Mesela ben&amp;nbsp;sevgilimden ayrılınca çok başladım İspanyolca kursuna, Tai Bo'ya, Reiki'ye,&amp;nbsp;Eskrime&amp;nbsp;ki &amp;nbsp;hiçbirinde tutunamadım nedense.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatmayayım sabah gittik deniz kenarına&amp;nbsp;hayat doluyum enerjiğim ya, beni öyle yastıklarda insan gibi güneşlenmek kesmiyor, hadi deniz bisikleti kiralayalım, hadi jet ski ye binelim aaa trambolinde varmış hadi kızlar zııplayalııııım. İşte bu&amp;nbsp;son&amp;nbsp;cümledir benim yazın başından sonuna kadar 3 ay yataklarda sürünmeme sebep olan. Kızlar da eksik olmasınlar bir kaç sevgi naarasıyla eşlik ettiler sevincime ve attık kendimizi tramboline. Ama trambolin dediysem öyle kendini dangıl dungul atarak zıplayabileceğinizi zannetmeyin. Trambolinden sorumlu bir görevli var zıp zıpın başında (gerçi o görevli aynı zamanda deniz bisikleti kiralayıp haşlanmış&amp;nbsp;mısır da satıyor ama olsun neticede en yetkili kişi o)&amp;nbsp;görevli ayağınızı şöyle kırın, dizinizi böyle bükün diye bize direktifler veriyor. Bana trambolinde eşlik eden birbirinden zarif iki arkadaşım tatlı tatlı zıplayıp şen kahkahalar atıyorlar. Ben çok kararlı, harika, mutlu, hayattan umutlu eğlence doluyum yaa, Sertab Erener'in klibindeki gibi&amp;nbsp;zıplayıp ayaklarımı tutmaya, yukarı en yukarı zıplamay çalışıyorum, görevli de bana nedir acaba bu hanım kızımızın problemi diye ara&amp;nbsp;ara&amp;nbsp;bakıyor. Ben&amp;nbsp;bir ara havalandım havaladım&amp;nbsp;yere inerken dengemi kayderek çotaaaaank diye topuklarımın üstüne çöktüm, o arada sol dizimden bi tık sesi geldi ama aldırmadım tekrar kalktım tekrar&amp;nbsp;zıpladım, baktım dizim baya sızlıyor oturdum trambolinin üstüne dizimin davul gibi şişmesine seyrettim saniye saniye.&amp;nbsp;O anda bilge görevli anladı bir sorun olduğunu, geldi iyi misiniz filan dedi&amp;nbsp;ben de çok ağrıyor bacağım basamıyorum üstüne diyince hoop diye aldı beni kucağına doğru denize.&amp;nbsp;Ben de sizler gibi "acaba denizde ne ola ki iyi&amp;nbsp;mi geliyor kırığa çıkığa" derken patlattı&amp;nbsp;çözümünü:&lt;br /&gt;"Belki bi etkisi olmaz&amp;nbsp;kırığa abla&amp;nbsp;ama deniz büzzzz gibidir ayağını yere basarsııın, belkim biraz yüzer açılırsın, soğuktan acını unutursun" dedi. &lt;br /&gt;Benim bu medikal ve bilimsel&amp;nbsp;çözüm karşısında dilim tutulurken,&amp;nbsp;&amp;nbsp;kendisinin o mevkideki (sahil tarafı kum üstü trambolin görevlisi)&amp;nbsp;bu&amp;nbsp;göreve&amp;nbsp;bileğinin hakkıyla&amp;nbsp;getirildiğini anladım.&lt;br /&gt;Ama artık sızlayan&amp;nbsp;bacağımın ağrısına dayanamayıp başladım ağlamaya, arkadaşlarım panikle denize koşup beni ordinaryus&amp;nbsp;görevlinin elinden kurtarıp şezlonga yatırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şezlonga ağlayarak ve topallayarak giderken görevli arkamdan&amp;nbsp;"Abla&amp;nbsp;zıp zıpın tenesi 1&amp;nbsp;lirra, amma sen düştün&amp;nbsp;ağladın telef oldun sana beleşşş" deyiverdi. Allah razı olsun o zor anımda paranın derdine de düşebilirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Dizimdeki problem neydi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Arkadaşlarım kırığımla ne kadar ilgilendi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu bacak beni ne kadar yataklarda yatırdı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Sevgilim bu süreçte neler yaptı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/Sp0l3nJlsXI/AAAAAAAAABY/5xyw3HNoBHs/s1600-h/trambolin_copy.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" lk="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/Sp0l3nJlsXI/AAAAAAAAABY/5xyw3HNoBHs/s320/trambolin_copy.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;/div&gt;Hepsi yazının devamında, beni takip edin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-361626241569897422?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/361626241569897422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/09/trambolinden-nasl-ve-neden-dustum.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/361626241569897422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/361626241569897422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/09/trambolinden-nasl-ve-neden-dustum.html' title='Trambolin&apos;den Nasıl ve Neden Düştüm! Volume I'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/Sp0l3nJlsXI/AAAAAAAAABY/5xyw3HNoBHs/s72-c/trambolin_copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5082767778093480654.post-2493512271511406293</id><published>2009-08-31T01:14:00.001-07:00</published><updated>2009-09-01T06:51:55.553-07:00</updated><title type='text'>Kadınlar ve Erkekler neden farklıdır?</title><content type='html'>Blog'uma göz atan insanları karşılayan yazımın bu kadar klişe olmasını istemezdim ama ilk yazımı en bildiğim, en bilmediğim, en sevdiğim, konuşmaya en doyamadığım, ne kadar istesemde hiçbir zaman tam olarak anlayamayacağım bu konuya ayırmakve kendi bakış açımla yazmak&amp;nbsp;istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevremdeki ilişkilere evliliklere&amp;nbsp;ya da arkadaşlıklara bakınca gerçekten iki farklı yaradılışta insanlar olduğumuz görüyorum. Bunun elbette bir sürü toplumsal, kültürel, sosyolojik, psikolojik&amp;nbsp;sebebi vardır ama beni ilgilendiren bu&amp;nbsp;durumun gündelik hayatta komik komik hallerde karşıma çıkması. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafımda gördüklerimden, kendi hayatımdan, ya da tesadüfen sokakta karşılaştıklarımdan&amp;nbsp;isim vermeden alıntılar yapacağım. Önce&amp;nbsp;tebdil-i mekan olarak tatile&amp;nbsp;giden çiftlerin dramı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta Çeşme'deydim kendimce&amp;nbsp;çok eğlendiğim ilişki ve erkekleri sorgulamadığım, kafama hiçbirşey takmadığım bir tatil geçirecektim ama ne mümkün her tarafınız kadın ve erkeklerle çevriliyse ilişkileri görmezden gelmek gibi bir lüksünüz yok! Çünkü&amp;nbsp;devamlı ilgi bekleyen kadınlar ve&amp;nbsp;vurdumduymaz erkekler her yerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bir çift&amp;nbsp;Alaçatı/Babylon Beach de mis gibi&amp;nbsp;denize girmeye çalışıyor, çalışıyor diyorum çünkü didişmekten 15 dakikada su sadece dizlerine gelebilmiş. Mesel şu; kız diyor ki, &lt;br /&gt;"bak şu çifte ne güzel denize&amp;nbsp;sarılarak giriyorlar&amp;nbsp;biz de girelim."&lt;br /&gt;Erkek bünyesini fazlasıyla geren bu "herkes yapıyor&amp;nbsp;bak bizde yapalım"&amp;nbsp;cümlesi bir ilişkinin&amp;nbsp;bazen sonunu hazırlayabiliyor.&lt;br /&gt;Çocuk bezgin bir şekilde&amp;nbsp;bir kıza bir de belli ki&amp;nbsp;ilişkilerinin&amp;nbsp; ikinci haftası olan ve ilk defa tatile çıkan çifte aşk dolu çifte bakıyor ve tamam girelim diyor, sonra&amp;nbsp;benimde yanda kurbağalama yüzmek suretiyle dinlediğim kadarıyla (ki hiç de sevmem insanları dinlemeyi, hiç merakım yoktur bilenler bilir:) çocuk kızın elini tutuyor sonra kızdan yine bir&amp;nbsp;isyan;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;"ama onlar sarılıyor" &lt;br /&gt;çocuk&amp;nbsp;kibar bir dille "ama biz önce el ele denize girelim derinlere gider sarılırız" diyor. (Çocuğunki de nasıl bir fantazi anlamadım? Derinlerde sarılmak ne demekse:) &lt;br /&gt;Başlıyorlar yürümeye deniz bel nahiyelerine geldiği noktada&amp;nbsp;çocuklar&amp;nbsp;gibi şen olan ve suları sağa sola şapada şupada atmak suretiyle coşan hanım kızımız birden yine bağırmaya başlıyor; &lt;br /&gt;"elimi gevşek tutuyosun aşkitooom!" ve sonra hiç durmadan konuşuyor kız, "tabi benim zorumla&amp;nbsp;el ele denize girersen böyle olur, hiçbir&amp;nbsp;romantik davranışı kendi başına akıl edemediğin için bu hale geldik zaten,&amp;nbsp;ilişkimiz 2 yılını doldurdu diye bu kadar ilgisiz davranılmaz ki, ama&amp;nbsp;şimdi burda iş yerindeki Aslı'yla olsaydın sarılarak denize balıklama bile dalardın&amp;nbsp;öyle değil mi? Cevap versene! En sevmediğim huyunda bu&amp;nbsp;zaten hiçbirşey söylemeden suratıma öyle bön bön&amp;nbsp;bakıyorsun. Ben sana naaptım yaa naaptım? Birlikte&amp;nbsp;güzel bir tatil yapalım istedim, düşmanın mıyım ben senin? Zorla mı&amp;nbsp;geldin&amp;nbsp;benimle buraya haa söyle konuşsanaaaa! &lt;br /&gt;Çocuk durdu durdu ve 25 dakikanın&amp;nbsp;sonunda beklediğim cevaba yakın bir cevap verdi; &lt;br /&gt;"Ya arkadaş 55 derece sıcakta vücutlarımız vıcık vıcık ter ve havuçlu&amp;nbsp;krem içindeyken sarılalım diye tutturursun, az bekle el ele girelim denizde sarılırız diyince elimi&amp;nbsp;tutar, denizde üşüyüp bir an boş bulunup elimi biraz gevşetince çığlığı basarsın. Bu nasıl huzurlu tatil, bu nasıl romantizm&amp;nbsp;yaa! İçine ettin&amp;nbsp;bütün keyfimin,&amp;nbsp;al gir şimdi denize,&amp;nbsp;hadi yüz kendi&amp;nbsp;kendine sarılarak ben çıkıyorum!" &lt;br /&gt;Kız&amp;nbsp;da bu beklemediği kibirli ve umursamaz cevap üzerine&amp;nbsp;denize zaten tam girememiş&amp;nbsp;ve söylenerek çıkmakta olan&amp;nbsp;çocuğun arkasından bağırır;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;"Bugün ilk&amp;nbsp;uçakla İstanbul'a dönüyorum sen de serin serin yatarsın klimanın altında tek başına, terliymiş kim terli bee&amp;nbsp;kim terlii,&amp;nbsp;şişman olan sensiiin!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O&amp;nbsp;noktadan sonra Ayşe kafasını suya gömer&amp;nbsp;ve yüzmeye devam eder, artık kum mu çıkarır taş mı bilinmez ama bildiği tek bir şey&amp;nbsp;vardır&amp;nbsp;kadın ve erkek istedği zaman dünyanın en romantik tatilinin bile içine edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SpuNfnr6ojI/AAAAAAAAAAw/wvxViWQgLa0/s1600-h/090317-090533-sen.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" lk="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SpuNfnr6ojI/AAAAAAAAAAw/wvxViWQgLa0/s320/090317-090533-sen.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İzlenimlerim devam edicek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5082767778093480654-2493512271511406293?l=ayseninbavulu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/feeds/2493512271511406293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/08/kadnlar-ve-erkekler-neden-farkldr.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/2493512271511406293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5082767778093480654/posts/default/2493512271511406293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayseninbavulu.blogspot.com/2009/08/kadnlar-ve-erkekler-neden-farkldr.html' title='Kadınlar ve Erkekler neden farklıdır?'/><author><name>AYŞE'NİN BAVULU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03973418855117559467</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://3.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/TNAFy6rdNGI/AAAAAAAAADk/Cf2-R8xT4sI/S220/Melis4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qMRiawcOd6Y/SpuNfnr6ojI/AAAAAAAAAAw/wvxViWQgLa0/s72-c/090317-090533-sen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry></feed>
