11 Nisan 2011 Pazartesi

Hayat Bir Romantik Komedi Filmi Değildir!

Bu yazımı romantik komedi filmlerindeki gibi bir aşk yaşayacağını zannederek ömrünü telef edenlere adıyorum.Yapmayın! Hayatınızı ziyan etmeyin! Pozitif olun, güzel şeyler düşleyin inancınız tam olsun, reiki, waikiki, mikado bütün alternatif tırt yöntemlerini deneyin tamam ama bir yandan da Türkiye’nin gerçeklerini, kültürel alt yapısını yabana atmayın. Nasıl mı? Hemen açıklayayım.
1- Hiçbir zaman çamaşır yıkarken tanışamayacaksınız
Romantik komedi filmlerinde çok tatlış bir tanışma yöntemi olarak gösterilen ve genç kızların bozuk paralarla, mahallelerinde bulunan çamaşırhaneye giderek, rengarenk kirli sepetlerinde çamaşırlarını yıkadıkları bir yandan da karşı makinedeki Güney Amerikalı fakir dansçıları, baletleri kestikleri bu alan Türkiye de asla koşulları oluşmayacak bir tanışma mekanıdır. Bizler, Hikmet Şimşek’li pazar konserleri başladığında, kirlileri merdaneli çamaşır makinesinde yıkanan bir milletin çocuklarıyız. Emek emek biriktirdiğimiz bozuk paralarla somun ekmek alır, rengarenk çamaşır sepetleri yerine leğeni kullanırız. O özendiğimiz çiftler, günün sonunda, yıkama işlemi boyunca yumuşatıcının önünde kikirdedikleri kimselerle ilk randevularına çıkarken, biz bütün akşamı, babamızın battal gazi donu, kardeşimizin beyaz atletiyle cebelleşen annemizin migrenli başını ovarak geçiririz. O yüzden üzgünüm ama lütfen bu hayalinizi temiz çamaşırlarınızla birlikte kışlıkların arasına kaldırın.

2- Metroda biri ile tanışamazsınız

İnsana yaşama sevinci veren bu filmlerde, iki güzel ve yabancı insan metroda yan yana otururken önce hafifçe gülümseyip sonra o an okudukları kitaptan, dinledikleri müzikten konu açarak sohbet ede ede giderler. Sonra hooop bi bakarlar ki inecekleri durak geçmiş, sohbet o kadar tatlıymış ki; hay Allah dalmııış gitmişler. Bizde ise; bir koltuk bulayım da neticemi yerleştireyim stresinden herkesin bir gözü atmaca gibi boş koltuk arar, asla tam yanmayan güzergah ışıkları yüzünden Mecidiyeköy yerine Sanayi Mahallesi’nde inmemek için diğer göz de hep bir sonraki duraktadır. Bu yüzden ahu gibi kızlarla, cillop gibi manitalarla göz göze gelinemeden ter içinde inilir metrodan. Metroda kitap okumaksa ayrı bir hayal; ayakta giden genç kızlarımız bir yandan arkalarını kollamaya çalışırken, diğer yandan uzuuuuun! metro hattında kitabın önsözüne bile gelemeden duraklarına varırlar. O yüzden toplu taşıma araçlarına hülyalı hülyalı binmeyin, gözünüzü dört açın, kitabı da evde bırakın ağırlık yapıp boynunuza yük binmesin.

3- Runaway Bride, Anlayışlı Damat Sendromu

Bu romantik komedilerin bir klişesi de düğün günü kaçan spontan gelinlerdir. Tatlı tesadüfler sonucu tanışan Harry ve Sally hemen evlenmeye karar verirler. Ama Sally’nin aklı, yıllarca gülüp eğlendiği, bütün sırlarını bilen fakat düğün gününe kadar ona açılamayan sünepe Robert’ta, yani Bob’da dır. (Robert’ı kısaltıp nasıl Bob yaparlar bende bunu anlamam!). Robert; Harry ve Sally’nin düğününe gelirken arabada Vonda Shephard müzikleriyle Sally’le olan neşe dolu anılarını hatırlar ve birden kafasına onu çok sevdiğin dank eder. Bob kayarak salona girer, düğünü durdurur, Sally de mihraptan koşarak onun kollarına atılır ve öpüşürler. Sonra bir kenarda tuzluk gibi duran Harry’den özür dileyerek, davetlilerin coşkulu alkışları arasında oradan uzaklaşırlar. Şimdi bu karenin aynısını Diyar Düğün Salonu’nda canlandıralım. Yıllarca “erkek kankam” diye tanıştırılan, tavlaya nargileye birlikte gidilen Bülent yani Bübü, (bakın ne kadar net Bülent – Bübü) nikahı durdurup gelinimiz Sibel’e açıldığı anda düğün sahiplerinden öyle bir dayak yer ki adını bile unutur, misafirler de Fight Club Diyar Düğün Volume 1 gösterisini acıbadem-limonata eşliğinde seyreder. Beyaz eşyanın taksidini ödemeden nişan bile atılmazken, altınları paylaşmadan düğünü terk etmek ne demek! O yüzden kendinize gelin ve evlenmeden önce iyice düşünün, o “kankalar”ı da nikah masasına oturmadan evvel muhakkak bir dürtükleyin…

6 yorum:

  1. hayır bu yollarla tanışsan nolcak ?!?!? Millete kirli donunu yıkamak için Brad Pitt bozuk para uzatıp jest yaparken, bize en iyi ihtimal, Berdan Mardini "senden çocuğum olsun" diye şarkı yazıyor.

    YanıtlaSil
  2. =) uzun zamandır yeni post için beklemedeyim ben..her gün düzenli takipteyim yeni bir şeyler var mı diye..yeni postlar beklıyoruz. :)

    YanıtlaSil
  3. Çok teşekkürler yorumunuz için.
    Yeni yazımı şu anda yazıyorum sevgiler:)

    YanıtlaSil
  4. Ayşe ...yazmaya devam et...

    YanıtlaSil
  5. :) Ediceeem cesaret verdiğini için çoook teşekkürler...

    YanıtlaSil
  6. iyi hoş yazmışsınız da yazmasaydınız iyiymiş:)

    YanıtlaSil